Orijinalini görmek için tıklayınız : Bon Jovi Kitabı - Ana Röportaj
Ozanisius
08-24-2008, 09:34 PM
"Keep The Faith" ile ilgili neler düşünüyorsunuz?
Jon Bon Jovi: Bu albümle gurur duyuyorum.Sözleri bence önceki albümlerimize oranla daha iyi,hatta en iyileri.Çünkü ruhsal bir temizlenme söz konusu.Bu albümden önceki son iki buçuk yıl,kim olduğumu,içinde bulunduğum durumu düşünerek geçirdim.İlk sekiz yıl ve dört albüm boyunca tam sekiz yıl koşturduk.Dublin'de birisi bana "Burada ne arıyorsunuz?" diye sorduğunda "Yollarda olmak hoşuma gidiyor" demiştim.Ancak şimdi bunun derin bir soru olduğunu anlayabildim.Bir otobüsün içinde dolaşmayı seviyordum ve bunun bitmesini istemiyordum,çünkü bu çok eğlenceliydi.Fakat tükenmiştik.Solo albümlerden ve her şeyden kendimi bir süre çekmem,bu albüm için gerçekten isteklendirdi beni. Bu albümden gerçekten bir beklentimiz yoktu.Sadece bizi mutlu eden şeyler yapmıştık.Ama albüm çıkmadan önce söylentiler yayıldı ve bunlar pek iyi şeyler değildi.
"Keep The Faith" i nasıl hazırladınız?Biraz sizin çizginizin dışında gibi diğer bir yandan.
Jon Bon Jovi: Bunu birçok kişi söyledi.Ama ben düşünüyorum ki biz kendimizi çok fazla sıktık bu konuda.Albüm için tam 30 parça kaydettik.Bu da beni telaşlandırdı.Aynı anda beş stüdyoda çalıştık.Albümü bitirmek için "Woman In Love"ı mix yapıyorduk.Richie ve Bob Rock'ın bu parçayı yeniden yazmam için dolduruşuna göz yumdum.Şimdi ise bu parçayı sevmiyorum.Önümde dört beş aylık
bir zaman olmadan böyle bir şeye sala girişmem bundan sonra.
Richie Sambora: Bir ara vermeliydik.Bence bizim asıl görevimiz,bir grup olarak kendimizi yeniden yapılandırmaktı.Eski hayranlarımızı bir kenara atmak istemedik.Sadece bizim içimizdeki değişimleri onlara da yansıtmamız gerektiğini hissettik.
Tico Torres: Bazı şeyleri hiç kullanmadan kesip attık.Çünkü eski çizgimizden çok fazla uzaktı bunlar.Bu albümde ne kadar uzaklaştık eski çizgimizden ona bakmalıydık.Zaten "Slippery When Wet" ve "New Jersey" den çok da fazla uzaklaşmış değiliz çünkü o zaman bizimle ilgilenen veya tanışık olan herkese ve her şeye tamamen yabancılaşmış olurduk.
David Bryan: Bence iyi bir ivme kazandık,yeni bir yöne doğru gittik.Emin olun,bu hareketin ölçüsünü iyi ayarlamak gerekliydi,bunun için de bilinçli hareket etmek zorundaydık.Herkesin izlediği yöntemin (uyuşturucu – alkol) aynısını uygulamadık,çünkü bu kötü alışkanlıklara başvurmak işin kolay yanı.Yeni bir şeyler denemek cesaret ister çünkü dışarılarda bir yerlerde yaptığını kötülemek için hazırlıklı bekleyen birileri mutlaka vardır.
Peki, "Keep The Faith"in acid house denemesi için ne diyorsunuz?
Richie Sambora: Böyle olacağını tahmin etmemiştik.Son rötuşlardan sonra parçayı dinlediğimizde,yetersiz olduğunu hissettik.Eğer onu çıkarmasaydık,bunu hatır için yapacaktık.Bu da bizim stilimiz değildi.İki kez elden geçirmemize rağmen istediğimiz gibi olmamıştı.
Jon Bon Jovi: Onu asla kullanmayacağız.Mike Edwards'ın (acid house mix'i yapan) enerjisini takdir ediyorum fakat biz icracıyız.Nasıl çalacağımızı düşünürüz.Mix e tekrar girdiğimizde,bu parçanın canlı versiyonunu çalmayı başaramayacağımızı hissettik.Sadece kendimizi tehlikeye attığımızı düşündüm.Bu iş olmadı çünkü bu türe hiçbir yakınlığımız,hiçbir bağımız yoktu.Tico ve ben uzun süre bunu konuştuk ve bilgisayar v.b gibi şeyleri pek tasvip etmediğimiz ortaya çıktı.Belki bu açıdan 21. yüzyılı kaçırıyoruz ama benim köklerime ters bu.Ben hala eve gidip,Motown'ın "Greatest Hits" albümlerini dinliyorum.Şimdi ise bir takım rezil şarkılar dolu ortalık.
"New Jersey" ile "Keep The Faith" arasında dört yıllık bir ara var.Bu kadar uzun bir aranın nedeni neydi?
Richie Sambora: 10 yıl boyunca hep bir aradaydık,birbirimizden en fazla bir hafta ayrı kalıyorduk arada sırada.Hepimizin birbirinden ayrı kalmaya ihtiyacı vardı.Sonunda bu ayrılık bizim için sağlıklı bir yenilik ve hareket getirdi.Hepimiz yeniden bir araya gelip yazmaya başladığımızda da müziğimize birçok ilginç unsur katabildik.Aslında,müzisyen olarak sağlığımızı yitiriyorduk.New Jersey turnesinin sonuna doğru artık bezginleşmiştim.Turne artık,sıradan bir gün,sahne ve para olmuştu.Biz artık para,zafer ve tatmin için yapmıyorduk bu işi.Sadece yapılması gerektiği için yapıyorduk.
Yani başarının sadece şampanya ve güllerden ibaret olmadığını mı anladınız?
Richie Sambora: Tam anlamıyla New Jersey turnesinin sonunda müthiş bir yorgunluk vardı.Hepimizin yorgunluğu aramızda var olan uyumu da zedeledi.İyi bir müzisyen olup olmadığım hakkındaki soruları kendi kendime sorduğumda benim için gerileme,bozulma başladı.Gruptaki herkesle birlikte yolumuzu oluşturmaya alışmıştım.Her şeyin yolunda olduğunu düşünürdüm ama bunu bile yapacak enerjim kalmamıştı.
Jon'a bu düşüncelerini ve turnenin sonunda hepinizin taze enerjiye ihtiyacı olduğunu anlatman zor oldu mu?
Richie Sambora: Bu süre içinde devamlı konuşuyorduk,iletişimde gerçek bir zorluk çekmedik.İkna da zor olmadı.Bu konuda çok fazla konuşmadık,her şeyi oluruna bıraktık.Bu ruhun yeniden oluşması için zaman gerekliydi.Buda çok,çok kolaydı.Bu sırada Jon ve ben arkadaşlığımızı yeniden keşfettik.Aramızda bir bestecilik macerası vardı.Gitarlarımızı aldık ve yola çıktık.New Orleans,Nashville,Atlanta gibi şehirlere gittik.Bestecilik tarzımızı değiştirmeyi istedik,farklı çevrelere gidip,müzik için önemli gördüğümüz yerleri ziyaret ettik.Issızlığı,yalnızlığı bulmak için Key West'e gittik,fakat en önemli şey her ikimizin tek başına seyahat etmesi üzerine konuşmamız oldu.Jon ve benim aramda farklılıklar var fakat bunlar bizi yakınlaştıran şeyler.Bu tip bir arkadaşlık ve diğerine gerçekleri söyleyebilmek büyük bir şey.Ve bu arada Bon Jovi kadar büyük bir solo kariyer edinebileceğimi hiç düşünmediğimi fark ettim.Ama şimdi stadyumlarda konserler verdikten sonra solo kariyerde de böylesine bir başarı elde etmenin mutluluğu içindeyim.Bu çok hoş.
Bu solo albümü (Stranger In This Town) yaparken amaçladığın şey neydi?
Richie Sambora: Bu albüm dinlemekten zevk aldığım müzikal çeşitliliği içeren dünyaları keşfetme fırsatı verdi bana.Diğer yandan benim müziğimi dinleyen genç insanlar.Bu müthiş zenginliklerin örneğin Eric Clapton veya Les Paul gibi devlerin bir parça da olsa bu yeni nesile yansımasını ,tanıtılmasını istedim çünkü benim için gerçek müzik bu.Ve kaliteli bir albüm yapmak istedim.Yıllarca dinlensin de istedim diğer yandan.
Ozanisius
08-24-2008, 09:47 PM
Bu solo albümde yoğun bir blues etkisi var.Bunu biraz açar mısın?Bu etki Bon Jovi'den oldukça farklı.
Richie Sambora: Ben her zaman blues a etki duydum.Çünkü blues bence bir gitariste serbest çalışma olanağı verir ve böylece çalınacak sololarda çok değişik duyguların tatlarını elde etmesini sağlar.Ama blues için hüzün gereklidir.Bunu hissetmek önemlidir.Benim hayatımda hüzün pek yok,çok şanslı olmuşumdur her zaman.Bu yüzden diğer insanların duygularını anlayıp onları yol gösterici olarak aldım.Örneğin albüme ismini veren parça evsizlerle ilgili…Gittikleri her yerde bir yabancı olanlarla.Ben de yollardayken öyle hissediyorum kendimi.Bu şarkıyı yazarken de şunu fark ettim,bütün insanlar hüzün içinde,bunun ekonomik durumlarla bir ilgisi yok.Zaten blues’u Robert Johnson iki cümle ile özetlemiş: "Ben sevgilime aşığım,o ise bana âşık değil…"İşte hüzün.Diğer yandan bu albümde sadece blues değil,çok değişik unsurları bir arada kullandım.Gospel korosu,rock'n roll tarzı gitarlar,teknoloji çağının bir unsuru olan bilgisayarlar…Hedef kitlem ise gençlerdi.Onlara AIDS,suç,uyuşturucu gibi şeylerden öte umut hakkında bir şeyler üretmek istedim.Hayallerini gerçekleştirebilecekleri güçleri olduğunu,yaptıkları yanlışlara takılıp kalmamaları,bunları düzeltip aşmaları gerektiğini söyledim.Kendilerini affetmeyi öğrenmelerini ve yollarına devam etmeleri gerektiğini ...
Bu projeye ne zaman karar verdin?
Richie Sambora: Bu albüm çocukluğumdan beri yaşattığım bir hayaldi.Yıllarca bana ait bir şey olarak kaldı.Ama şimdi gerçek oldu.Artık sadece bana ait değil.Herkesin,öte yandan bu hayal gerçekleşirken,içinde olduğum müzikal alanın olabildiğince dışına çıkmaya da çalıştım.Sonuçta,hayalim mutlu sona erdi.
Uluslararası Rock Ödülleri töreninde Eric Clapton'a onur ödülü verildiğinde Buddy Guy,Bo Diddley,Lou Reed ve Clapton ile şova çıkman istendiğinde neler oldu?
Richie Sambora: Eric Clapton müzikal gelişimimin şekillenmesinde en büyük rol oynayan gitaristlerden biriydi.Bu teklif geldiğinde reddetmedim,reddedemezdim.Şovdan önceki prova gününde ise biraz geç kalmıştım.Oraya vardığımda ise Buddy Guy,Lou Reed,Bo Diddley ve Clapton sahnede oturmuş,beni bekliyorlardı.Çok heyecanlanmıştım.Clapton'a sadece "Beni çağırdığın için teşekkür ederim." diyebildim.Çok sakindi.Biraz da soğuk.Sonra sahneye yürüdüm,gitarımı hazırladım,onların oluşturduğu daireye katıldım.On dakika çalabileceğimizi sanıyorduk ama çalmaya başladığımızda bir buçuk saati geçmişti bile.Çok iyi,gerçekten müthiş vakit geçirmiştik.Böylece aradaki buzlar kırıldı ve Eric (Clapton) ile bir süre konuştuk bile.
Peki, albümde çalması için Eric Clapton'u nasıl ikna ettin?
Richie Sambora: Bu şovdan birkaç ay sonra "Mr. Bluesman"ı yazdım.Parça büyümekte olan ve gitarist olmak isteyen,bütün ilhamını da Eric Clapton'dan alan bir çocuk hakkındaydı.Bir arkadaşım Clapton'a yazıp bu parçada çalıp çalamayacağını sormam gerektiğini soktu aklıma.Bir süre sonra da ona bir mektup yazdım ve "Eğer Robert Johnson ile konuşma fırsatın olsa,ona albümünde çalmasını isteyip istemediğini sorardın mutlaka.Ben de bu yüzden bu soruyu sana sormak istedim." dedim.Sonra beni arayıp "Kabul ediyorum." dediğinde ise şok olmuştum.Daha sonra parçanın kaydı sırasında aklımı hep bir soru kurcaladı.Sonunda "Neden kabul ettin?" diye sordum.O da "Şov konserinde bizim aramızda durup çalarken,senin oraya ait olduğunu düşündüm.İşte bu yüzden kabul ettim." dedi.Tıpkı öğretmenimin bana dersimi iyi yaptığımı söylemesi gibiydi.
Ayrı kaldığınız süre içinde grubunuzla ilgili neler keşfettiniz?
Jon Bon Jovi: Young Guns II'nin kadrosunda Elton John piyanoda,Jeff Beck gitarda,Kenny Aranof davulda olsa bile bu grup,1982'de birlikte konuştuğumuz ve başarıya ulaştığımız heriflerden çok farklıydı.Aynı tansiyonu ve heyecanı göremiyordum.Büyük müzisyenler mutlaka büyük gruplar oluşturacak diye bir kural yok.Benden çok daha iyi elli bin tana şarkıcı ve bir o kadar da besteci var fakat biz beşimiz bir araya geldiğimizde adeta bir büyü oluşuyor.Eğlenceli bir büyü bu.
Richie'nin solo albümünde gruptan iki kişi (Tico ve David) yer aldı.Sen neden Richie'ye eşlik etmedin?
Jon Bon Jovi: Kafasını dinlemek,kendi başına turneye çıkmak,bunun nasıl bir duygu olduğunu anlamak Richie için çok önemliydi.Albümde çalmayı istemedim çünkü yaptığı bu albümün tamamıyla kendine ait olduğunu bilmeliydi bitirdiğinde.Kişisel olarak ise bizim dostluğumuz,eskisinden olduğundan çok daha fazla güçlendi.Çünkü birbirimizi çok iyi anladık bu konuda.Bu durum grubun diğer elemanları için de geçerli.
Çalışmalarınızın beğenilmemesi korkusunu taşır mısınız?Besteleri yaparken neleri göz önünde taşırsın?
Richie Sambora: Ben bir sanatçıyım.İçinde bulunduğum birçok ruh hali çalışmalarımı yön verir.Onları etkiler.Bazen içimde hoş iyi şeyler bulabilmek zor oluyor.Böyle durumlarda, bu tip şeyleri verebilecek insanlara ihtiyacım oluyor.bu kadar yüklü başarının ardından,tamamen nevrotik bir insan oluyorsun.Bunun da ötesinde,solo projeler iyi gitmezse yine yüklü miktarda acı ile karşılaşıp,bunlarla uzlaşmanın yollarını bulmak zorundasın.Bu üzücü.Örneğin ,ben bu solo albümü yaptığımda,plak şirketi tamamen gönülsüzdü,memurlar ve müdürler gelip gidiyor,projeyi etkilemek,değiştirmek istiyorlardı.Bu sırada menajerlik sorunlarım vardı.Albümün bütünü ile ilgili sorunlar vardı.Tek emin olduğum şey ise sorunların müzikle ilgili olmadığı idi.Bundan ötürü memnundum.
Eski parçalarınızı örneğin "Wanted Dead Or Alive"ı yeni bir yerde çaldığınızda,LA gibi yerlerden tepkilerin farkı ne oluyor?
Richie Sambora: Aslında çok da fark yok.Yeni yörelerde seyirciyi izliyorum.Nelerin işe yaradığını nelerin işe yaramadığını görmek istiyorum.
Bazı şeyleri değiştirmenizde bunun etkisi var mı?
Richie Sambora: Kesinlikle.Çok yönlü bir müzisyen olmaktan mutluluk duyuyorum.Bir gece Hendrix,bir gece Page gibi çalarım.Bir başka gece Clapton gibi.Özelikle eğer uzun bir süredir turnedeyseniz,bir müzisyen olarak büyümek ve müziğinizi değişik bir yerlere taşımak zorundasınız.Birçok kez aynı şeyleri şekilde çalmayı denemem.Açıkça,bazı şeyler kalmalıdır,fakat bazı şeyleri de tazelemek gerekir.Diğer ülkelerde ise bu pek geçerli olmuyor.Özellikle yeni çaldığımız yerlerde.Onlar her şeyi plaktaki gibi duymak istiyor.Buralarda bir gerçek var.Herkes tüm şarkıların şarkı sözlerini ezbere biliyor ve söylüyor.Bu da sizi,tamamen kaprisli ve küstah yapıyor.Ben müziğin kendine ait bir dili olduğunu farz ederim.Blues'a ait yanımı yansıtmayı her zaman sevmişimdir.Plaktaki bazı şeyleri,kayıtları değiştirmeyi düşünmem.Fakat yeni şeyleri denemeye,hit parçalarla oynamaya ve seyirciye istediğin vermeye eğilimli bir de olabilirdim.Bir müzisyen olmak kadar eğlendirici olmak da önemli...Bu da hoş bir şaşırtıcılığı olan bir şey,çünkü çok değişik ve uzak yerlerdeki insanlar müziğinizi biliyor ve tanıyor.Çalarken yaptığınız değişiklikleri hemen farkediyor...
Ozanisius
08-24-2008, 09:50 PM
Brit Ödülleri Töreni'nde neler oldu?
Richie Sambora: O gece Brian May bizimle çaldı.Bu çok müthiş bir duygu.Yani,ilahınla birlikte aynı sahnedesin.Hayranlık duyarak,onları düşleyerek büyümüşsün,şimdi ise onlarla arkadaşız.Bu inanılmaz bir şey.Aynı gece Dina Carroll'un parçasında eşlik ettik bir de.Ama David ile Alec yoktu.David'in karısı ikiz bekliyordu.Alec ise kendi projesinin peşindeydi.Bizde basta Jon'un eski bir arkadaşı Kasım Sultan (Meat Loaf,Joan Jett,Utopia,Aldo Nova ile çalıştı.) ile çıktık sahneye.Onunla uçakta karşılaştık ve bizimle çalmasını teklif ettik.O da kabul etti.
Beatles'ın prodüktörü George Martin ve armonika ustası Larry Adler'in anısına hazırlanan bir albüme parça hazırladınız.Bu nasıl oldu?
Richie Sambora: Bu bir rock'n roll müzisyeni için büyük bir iddia gibiydi çünkü ünlü caz ustası Gershwin’in bir parçasından uyarlama idi hazırladığımız parça.Gershwin’in kullandığı yapılar çok değişik ve şaşırtıcıydı.Geriye dönüp,müzikal teorimizi yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini hissetmiştik.
Peki, zevkli miydi?
Jon Bon Jovi: Orada Meat Loaf,Brian May gibi sanatçılarla beraber olmak mükemmeldi.Her gün göremediğimiz bir sürü insanla oturup çalışmak çok zevkliydi.
Yeni metal hareketini nasıl yorumluyorsunuz?
Jon Bon Jovi: Enerji ve performans açısından iyi fakat sözleri hiç çekmiyor beni...Sanırım benim geldiğim yer ve zaman çok değişikti.
Solo albümler açısından açısından neler planlıyorsunuz?
Jon Bon Jovi: Grup içi ilişkilerimizi sağlamlaştırmamız gerekiyor ve bir süre solo albüm yapmayacağız.Bu fırtınanın durulmasını istiyoruz."Keep The Faith" ve ardındaki turne sonunda çok değişik bir yerlere vardık.Şimdi yola sağlam adımlarla devam etme zamanı..."Keep The Faith" bizi 90'lara taşıdı.Şimdi geldiğimiz yerden daha ileriye gitmeliyiz.
İlk başladığınız nokta ile şimdi geldiğiniz nokta arasındaki fark ne?
David Bryan: İlk başladığımızda herkes bizim baştan kaybettiğimizi söylüyordu.25 milyon albüm sattığımızda da aynı şeyleri söylediler.Hala aynı şeyleri ısrarla söylüyorlar.Fakat ben her zaman çalabileceğimize ve başarabileceğimize inandım.Sanırım hepimiz,bunları söyleyen insanlara,ne yapabildiğimizi göstereceğimize inandık ve müzik yapmayı çok sevdik daima.Bu işe ilk başladığınızda,herkes sizin düşmenizi ister.Sonra dağın zirvesine çıkarsınız,bu kez de sizi vurup zirveden düşüşünüzü görmek ister ve düşene kadar da vururlar.Bizi denemek,ölçmek isteyenler için konserlerimiz iyi bir fırsattır çünkü atıp tutabilirler ama konserin sonunda yedikleri darbe ile kalırlar.
Grubun 1993 konserlerinde saldırganlığının sebebi bu muydu peki?
David Bryan: Evet,dünyanın bizim yeterince iyi olmadığımızı söylemesine kızgındık.Ama biz "Konsere gelin,görün!!!" demeye kararlıydık.Çünkü bizim konserimizden çıkıp da "İyi değillerdi." veya "Kötü vakit geçirdim."diyecek birini hayal edemiyorum.
Jon Bon Jovi: Biz kendimizi kanıtladık.Artık bir şeyler kanıtlamaya ihtiyacımız yok bizim!Toplam 55 milyon albüm sattık.Bunu başka gruplarla karşılaştırın.İsim önemli değil,biz yeterince hatta daha fazla sattık.Yeterince bir numara olduk,yeterince kapalı gişe konserler verdik.Artık ispatlayacak bir şey kalmadı.
Kendinize de mi?
Jon Bon Jovi: On yıl önce şansı ile büyüyen bir garaj grubunun masumiyeti vardı.Bu işin başlarında bizim açılış gurubumuz olan "Ratt" in "Round And Round"u patladı ama bizim "Runaway" adlı parçamız bir fısıltı gibi kaldı."7800 Fahrenheit" çıktığında bu kez biz onların açılış grubu olmuştuk."Sonra bütün bir yılı,onların nasıl bu kadar büyüdüğünü düşünerek geçirdik ama para açısından değil.Mötley Crue,Ratt,Dokken ve tüm diğer grupların nasıl bizden daha büyük olduklarını düşünmeden çalışamazdık."Slippery When Wet" çıkmadan önce de başarıya kilitlendik.
Peki, şöhretin pırıltılarına tutuldunuz mu?Şöhret sizi nasıl etkiledi?
Jon Bon Jovi: Asla bir uyuşturucu bağımlısı olmadım.Kendim için yapmak istediğim şey en tepeye çıkmaktı ve bunun bir rastlantı olmadığını kendime ispat etmek zorundaydım."New Jersey"i yaptığımızda "Slippery When Wet"in turnesi bitmişti ve sadece 3 haftalık bir ara vermiştik kendimize.Yapacak iki şey vardı önümüzde.Birincisi menajerler,ajanslar ve avukatlarla uğraşmayı göze alacak ve turnenin ortasında ara verip dinlenecektik.İkincisi ise turnenin sonunda bu başarının tadını çıkaracaktık.İkincisini yaptık biz de...Ardından "New Jersey"i yaptık.9 milyon sattı.5 tane ilk ona giren parça çıktı bu albümden fakat bu az kalsın beni ve grubu öldürüyordu çünkü hiç bir gün bile ara vermeden çalışıyorduk.Sonra tükendik ve durduk.O anda şunu anladım,yapmak istediklerimizi bir sonraki albümde yapabilirdik ancak.Ardından "Young Guns II" filminin müziklerini hazırladım.Burada filmin karakteri ile uyuşmaması riski olduğunu da biliyordum.Bu albüm 10 tane de satabilirdi ve bizim yaptıklarımıza da zarar verebilirdi.Fakat bir şarkı on taneye,on tane 5 milyon albüme dönüştü.Beni Academy Ödülleri'ne,Grammy'ye,AMA'ya,Superbowl Ödülleri'ne taşıdı.
Ozanisius
08-24-2008, 09:53 PM
Peki, bu başarı gruba bakış açınızı değiştirdi mi?
Jon Bon Jovi: Asla.Ben asla bizim bir diğerimizden daha büyük veya başarılı olduğunu hiç düşünmedim.Bunun nedeni,ailen seni kovabilir,hiç kimse olmasa da olur,biz birbirimize yeteriz.
Başarı sizin üzerinizde baskı yapıyor mu?Bu başarıyı nasıl yorumluyorsun?
Richie Sambora: Bu fantastik bir şey.Başarı dalgalarının üzerinde uçuyorum sanki.Bazen kendimi Süpermen gibi hissediyorum çünkü bu noktada hiç bir şeyin bana zarar veremeyeceğini düşünüyorum.Neye dokunduysak altına dönüştü.Jon ile Cher için bir albüm hazırladık,hit oldu.Skid Row'u ele aldık,büyük bir başarı elde etti.Cinderella'yı ele aldık,sonuç aynı.Yaptığımız her şeyin bir kalitesi var.Fakat,başarı ve getirdikleri ile hiçbir sorunum olmadı.İçki de içtim,uyuşturucu da kullandım ama bunları eğlence olarak yaptım.
Sanatsal kaygıları ne kadar göz önüne alıyorsunuz çalışırken?
Jon Bon Jovi: Bu kaygı taleple gelmez.Sadece kazanılır.Benim için sanatsal tatmin,en önemli şey,özellikle şimdi,inandığım ve benim için anlamı olan şeyler hakkında şarkılar yazmak önemli.Bence hit bir parça ile iyi bir parça arasında çok büyük bir fark yok.Benim için hit parça da önemli.Tanınmışlık konusunda sağlamlaşan yerimizi bozamayız çünkü şu an en şanslı dönemimiz.
Bu kadar yükselmeniz,işe yaramaz olarak görülmenize duyduğunuz öfkenin mi bir sonucu?
Jon Bon Jovi: Hayır,çünkü biz bunu başardık.Rolling Stones her zaman büyük şarkılar yapamadı,birçok büyük grup da kariyerlerinde iniş çıkışlar yaşadılar.Biz hala işe yaramaz tipleriz.Benim bir keçi sakalım,kravatım,gömleğim ve bunlara sahip olmamı gerektirecek bir kariyerim de yok.Bu belki iyi bir şey değil ama ben diğerlerinin sahip olmaktan hoşlandığı bu tip şeyleri istemiyorum zaten.Biz ilk kez patladığımızda,menajerlik şirketi yetkilileri sokaklara çıkıp,bize benzeyen 50 tane grupla anlaşma imzaladılar.Tıpkı şimdi Nirvana ve Pearl Jam'in ardından da yaptıkları gibi....Günün sonunda ise bu tipler,albümleri ve turnelerine rağmen oldukları yerde kalıyorlar.
Grup elemanlarının arasındaki sıkı dostluk neye dayanıyor? Zor durumlardan nasıl etkileniyorsunuz?
Richie Sambora:Rahat ve sorunsuz zamanlarda dostluk sıradan.Ama zorluklar karşısında hep beraber hareket ediyoruz,bu da bizi daha da yakılaştırıyor.Bence iyi bir grup olmamızın nedeni bu.Başarıların ardında fırtınalı ve zor dönemler geçirdiğimiz bir sır değil.Yani hepimizin tükendiği ve zihnimizin bulandığı.Başarı içinde,bulunduğumuz bu sanayinin kırtasiyeciliği,hepimizi farklı şekillerde etkiliyor.Enerjimizi dengeli kullanmaya çalışıyoruz ve bu arada biz de her insan gibi değişiklikler geçiriyoruz.Kişiliğimizde büyük değişimler olmuyor,hepimiz uyumlu bir seviyede kalabiliyoruz.Kimse sizin şöhretinizi fazla dikkate almıyor,küçümsüyor.Aslında,sorumluluk alanınız değişiyor ve bu büyük başarıyı sürdürmeye odaklanıyorsunuz.Tüm bu şeylere asıl zarar veren,uyuşturucudan çok alkol alkol ve bitmek bilmeyen turneler oluyor.Bu noktada en yakın arkadaşınızı bile kaybedebiliyorsunuz.Benim solo albümüm bunun direkt bir yansıması idi.Karanlık,soluk,kirli ama umut dolu çünkü tüm bunların üstesinden gelmeyi istiyordum.Bu plakta ben kendimi buluyordum.Öyle anlar oluyordu ki birbirimizden bunalıyorduk,çünkü birbirimizi ailelerimizden,karılarımızda ve kız arkadaşlarımızdan daha çok görüyorduk.Birlikte tatil yapıyorduk,bu tatiller de beste yapmak için oluyordu genelde.Ben daima,kalbimde bu grupla müzik yapacağımıza inanıyordum.Hiçbirimiz "Kahretsin,sıktın ama." demedi,bu söylentiler tamamen yalan.Aramızda uyuşmazlıklar da olurdu ama bizler koca adamlardık ve biraz da gürültücü idik.Beş kişi bir araya geldiği zaman,herkes aynı fikirde olmayabilir.Bu da çok normal.Bir süre sonra tükendiğimizi ve sağlığımızın bozulduğunu fark ettim.Bu beş kişinin içinde,"Ne yapıyoruz böyle?Kendimi yitirdiğimi,sizleri yitirdiğimi hissediyorum.Sizin kim olduğunuzu,benim kim olduğumu bilmiyorum."u ilk söyleyen ben oldum.Sonra herkes benimle aynı fikirde olduğunu söyledi.Yine kendimi ve grubu,kendine getirmek benim için çok önemliydi.Bunu başardığımız için de çok mutluyum.
Bu grup için gerçekten birbirinize ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsunuz yani?
Jon Bon Jovi: Bu soru aslında çok gereksiz."Blaze Of Glory" ile başarı elde ettim,ferdi olarak başarı kazanabilmenin tecrübesini yaşadım.Ama bu tamamen eğlenceydi benim için.Bon Jovi'nin cazibesi,bir takım,bir çete,kardeşlik duygusu içermesinden kaynaklanıyor.Para,asla bizim derdimiz olmadı.Paranın olduğu zaman,kiranı ödersin,herkes hissesini alır.Bir albümün 1 numara oluşundan,artarda gelen tebriklerden daha değerli bir şey yoktur aslında.Bir rock grubu olmak bir çete gibi olmak demektir.Sahnede olup,kalabalık seyirciye bakıp,on yıl önce geldiğin noktayı düşünmek müthiştir.Jeff Beck ve Eric Clapton'la karşılaştırılırsın.Hep hayalini kurduğun yerlerde çalmaya başlarsın.Ben asla konserlerdeki hataları veya çalmaya kara verdiğimiz parçaların o an uygun olup olmadığını dikkate almam.Önemli olan eğlenmektir.Önceleri stage-dive yapmazdım,sonraları sık sık yapmaya başladım.Böylece,kalabalık seyircinin nasıl daha da özenli davrandığını fark ettim.
Parçaların sözlerinin de müzikal çizgileri gibi değişim geçirmesi gerektiğini düşünüyor musunuz?
Jon Bon Jovi: Birçok parçanın sözleri geçmişte yazılmıştı.Yüksek gitarla ve davullarla da,yapılarından bir şeyler kaybetmişlerdi.Yeni sözlerin,şimdiyi yansıtması gerekiyordu.Tam üç hafta boyunca motosikletle gezindim,çok hareketli olaylar yaşadım.İnsanlarla konuştum.Ama çoğunlukla sabahın yedisinde kalkıp,akşamın yedisine kadar motosiklet üzerinde gidiyordum,kendimi ve ülkeyi keşfedip,deneyimler kazanmak,beni çok dolu bir hale getirdi.Gittiğim çoğu yerde,daha önce bulunmamıştım.Öyle yerlere gittim ki Bon Jovi konseri bile olmamıştı.Hatta bizi tanımıyorlardı bile.
Hayat tarzınız olgunlaşmanızı engelledi mi?
Richie Sambora: Cazibeli kısmı belki biraz engelledi.
Jon Bon Jovi: Benim olgunlaşmak için hiç isteğim olmadı.Ben kurallarımı kendim koymayı sevdim hep.Hayat tarzı,müziğinizi etkileyebilir ama güçlü olan buna izin vermez.Elton John,çok ekstra bir hayat sürüp,kaliteli bir müzik yapmanın sürdürülebileceğini ispatladı bu açıdan.
Ozanisius
08-24-2008, 09:58 PM
İmaj ve hayat tarzınız,müziğinize her yönden zarar verse ne yapardınız?
Jon Bon Jovi: Bunu gösterecek iyi arkadaşlara ihtiyacınız vardır.Böyle bir durumu ancak dışarıdan bakan biri anlayabilir.Önemli olan yorgunluğu atmaktır,dinlenmek gerekir.
"Blaze Of Glory" yi yaparken solo kariyer kaygısı taşıdın mı?
Jon Bon Jovi: Şunu söylemek istiyorum,hiç kimsenin bunu bir solo çalışma olarak görmesini istemedim.Bu bir film müziği isi.Ve olması gereken gibi olmasını istedim sadece.Ortada birtakım veriler vardı ve ben bu verilere dayanarak bir şeyler yazmak zorundaydım.Belli sınırlar içinde kalmak zorundaydım.Ben kendi hissettiklerimi yansıtmadım ki bu bir solo çalışma olsun....
Bu teklif nasıl geldi?
Jon Bon Jovi: Başrollerden birini oynayan Emilio Estevez benim çok eski bir arkadaşımdı."Slippery When Wet" albümündeki "Wanted Dead Or Alive" parçasının bir uyarlamasını filmde kullanmak istediklerini söyledi.Ben de bu parçayı filmin ilk bölümünden etkilenerek yazdığımı söyledim onlara.İkincisi için de kafamda birçok fikir belirmişti.Böylece filmin bütününün müziklerini yapmak için anlaştık.
Bir ara grubun dağıldığı söylentileri çıkmıştı.
Jon Bon Jovi: Evet.Tico'nun gruptan ayrıldığı haberleri çıktı birkaç dergide.Bunları ona gösterdik.İlk kez duyduğunu söyledi bize.Bu söylentiler,dergilerde çıkmaya başladığında hiç kulak asmadık çünkü hepsi yalandı.Richie'nin parasal sorunlar,müzikten hoşlanmaması,Cher'le birlikte olmak için ve buna benzer birçok aptalca şey yüzünden gruptan ayrıldığı yazıldı.Sonra insanlar aramaya başladı.Konser vermemizi istiyorlardı.Ama uzun süre birlikte olmamıştık,tekrar enerji toplamamız gerekiyordu.Kendimizi hazır hissetmiyorduk.Birtakım sorunlar yaşadığımız da doğruydu ama ayrılacak kadar da büyük değildi bunlar.
Ama ben senin Richie ile büyük sorunların olduğunu duydum.O kadar ki biriniz odaya girse,diğeriniz dışarı çıkıyormuş.Bu doğru mu?
Jon Bon Jovi: 1990 Temmuzu'nda bu tip bir küskünlüğümüz oldu.İşler her zaman mükemmel yürümez.Ama ben asla grubun dağılmasını istemedim,Çünkü beşimiz birlikte bir şeyler yapıyoruz.
Geçmişe dönersek,örneğin "Slippery When Wet" 12 milyon sattı.Bu nasıl bir duygu yaşattı?
Jon Bon Jovi: Kesinlikle bir rüya gibiydi.Bunun 12 milyon satacağını sanırım hiç kimse beklemiyordu.Dürüst olmak gerekirse bizden çok daha iyi gruplar,böyle bir satış rakamı yakalayamıyordu.Bruce Springsteen'in "Born To Run"u bile,bence tüm zamanların en iyi albümlerinden biri olmasına karşın 1 milyon civarında satmıştı.Yakaladığımız başarı inanılmazdı.
Peki, daha eskilere dönersek grubu nasıl kurdunuz?
Jon Bon Jovi: David ile 16 yaşımızdan beri çeşitli bar gruplarında çalıştık.R&B'den Aerosmith tarzı şeylere kadar birçok türde müzik yaptık.Tico,Alec ve Richie ise değişik gruplarda çalışıyorlardı.Tico ile tanıştığımda da 16 yaşındaydım ama yollarımız hep ayrı oldu.David,Tico'yu da aramıza alma teklifini yaptı ama Tico büyük bir gruba yeni katılmıştı.Bu da bir engeldi.Richie de bir grupta çalışıyordu ve çaldığı şeyler benim de çok hoşuma gidiyordu.Ama hepimizin bir araya gelişi 1982'ye denk geldi.Bir parça hazırlamıştım ve bunu plak şirketlerine yollamıştım.Ama asıl başarı radyolardan geldi.Ardından bir araya geldik ve "Bon Jovi" adı ile grubu oluşturup,yollara döküldük.
İlk yoğun ilgi karşısında neler hissettin?
Jon Bon Jovi: 1980'de arkadaşlarımla taksi ile stüdyo veya öyle bir yere gidiyorduk.John Lennon yeni vurulmuştu.Paramızı ancak denkleyip,taksinin ücretini ödedik,tam arabadan inerken kafamı kaldırdığım anda,flaşlar ard arda patlamaya başladı.Rolling Stones ile çalışıyordum.Aslında onların kayıt yaptığı Record Plant Stüdyoları'nda çalışıyordum.Bu patlayan flaşlar da,Rolling Stones resmi çekmek için oraya gelmiş olan gazetecilere aitti.Ama öyle ustaca saklanmışlardı ki,çöp bidonlarının içinden fırlayıp,üstüme atılmışlardı.Bir arkadaşım onlardan birini yakaladı,duvara sürükledi ve makinesini kırdı.Daha sonra olay tatlıya bağlandı.Mick Jagger da bizi yeni Rolling Stones olarak tanıttı.Adımızı da o anda uyduruverdi:Fabolous Frogs veya öyle bir şeydi.Onunla resimlerimiz çekildi.O sırada 18 yaşındaydım ve aptal olmuştum.Bruce Springstreen ile de orada çalıştım.Onunla bir kaç kez daha karşılaştık,barlarda birlikte çaldık,Bir keresinde,ben grubumla çalarken,birdenbire sahneye fırladı ve benimle birlikte söylemeye başladı.Eski hitleri,R&B'leri,onun birkaç şarkısını söyledik.Onunla hala görüşürüz,birlikte çalarız bazen eğlenmek için...
Peki, Bon Jovi olarak ilk kez bir arada çaldığınızda ne düşündünüz?
Tico Torres: İlk kez bir arada çaldığımızda,ortaya rezalet bir sound çıktı.Herkes kendine ait bir şeyler yapmaya çalışıyordu fakat kesinlikle içimizde,bunu düzeltip ortaya gerçekten ne çıkacağını anlamak azmi vardı.
Richie Sambora: New Jersey'de çok kötü sonuçlanan bir konser vermiştik.Yaklaşık 30 kişi vardı,sahnenin önünde de bir direk,Kimisi direğe yaslanıp yemek yedi,kimisi masalara oturup uyuşuk uyuşuk durdular.Sanırım bu konser hiç şüphesiz verdiğimiz en kötü konserdi.Berbattı.
David Bryan: Bu ciddi bir şekilde turneye çıktığımızda da olmuştu.13 ay süre ile dolaşacak ve kayıt için malzeme toplayacaktık.Bu şartlarda çok zor bir çalışma olduğunu söylemek istiyorum sadece.
Grubun neden olduğu büyük zararlar oldu mu hayatınızda?
Tico Torres: İnsanlar der ki: ünlü olunca birçok arkadaşını kaybedersin.Fakat benim çok az arkadaşım var ve eğer arkadaşların gerçekten iyiyse,zengin,ünlü,fakir veya tanınmamış olmanı önemsemezler.Evime göz kulak olmalarını istediğim bazı insanlar,bunu emrettiğimi sandılar oysa ben rica etmiştim.Kimisi de eve bir sürü insanı doldurup,partiler vermiş ve her yeri yıkıp dökmüşler.Rock'n roll yıldızı olunca insanlar senin,her şeyi pis bir evde yaşadığını sanıyorlar.Oysa ben lükse değil,temizliğe önem veririm.Benim en büyük derdim evimle.Bir keresinde,komisyoncum bana,hayatımda senatörlerden daha fazla sorunum olduğunu söylemişti.
David Bryan: Gezip durmak da büyük bir sorun.Özellikle dünyanın yarısını gezdikten sonra,sahneye çıkıp,bir iki saatlik şovdan sonra yine yollara düşmek,büyük bir yorgunluk yaratıyor.Sanırım biz zamanımızın yarısını yollarda,diğer yarısını da güzel kadınlarla geçiriyoruz.Bu zor bir iş.Saatte 120 km hızla giden bir trenden inmeyi başaramazsın.İşte biz bu trenin içindeyiz.
Jon Bon Jovi: 1987'de 250'nin üzerinde konser vermiştik.Aynı yıl Tina Turner'ı Billboard'ın kapağında görmüştüm ve 97 konser vermişti.Birde 160 konser veren bir grubun yazısını okumuştum.Tina Turner,tükendiğini söylüyordu.Bu ikisinin konserlerini toplasak,ancak bizimki kadar oluyordu.Peki biz ne diyebilirdik?Sahnenin arkasında bazen uyurum.Uyandığımda,kalabalığın sesini duyarım ama hala uykulu olurum.Kendime güç vermek için,birçok kişiyi düşünürüm,en sonunda "Ben Süpermen’im." derim.
1993 başlarında endişeleriniz var mıydı?Çünkü zor bir zamandı,tükendiğiniz düşünülüyordu.
Jon Bon Jovi: Benim öldüğüm söylentileri büyük bir abartıydı.O yıl birçok grubun bittiği doğruydu ama ben bizim bittiğimiz endişesini hiç taşımadım.Bu düşüş zihnimi hiç meşgul etmedi.Düşüş hala sürüyor ve birçok grup turneleri bıraktı fakat bizim turnemiz,bizimle aynı zamanlarda süren turnelerden daha iyi iş yaptı.Özellikle kışın çok zor bir dönemdi ama üstesinden geldik.
Richie Sambora: 90'larda olup bitenlerden çok "Keep The Faith"in yaptığı iş beni memnun ediyor.Eğer sonuç iyi olmasaydı,o zaman üzülürdüm.Fakat albüm benim beklentilerimi kesinlikle aştı şu anda.Amerika giderek günlük bir pazara dönüşüyor,insanlar daha önce olmuş olanları unutuyorlar.Fakat ülkenin ekonomik durumu,insanların tonlarca plak almasının olanaksız olduğunu da gösteriyor.Amerika'da 2 milyon sattık,bu rakam hiç de fena değil.Bu albümü,Amerika'nın içinde bulunduğu duruma göre bir geçiş albümü olarak görüyorum ama bize yeni kapılar da açıldı.Bizim için sınırın ötesinde heyecan verici bir pazarın varlığını öğrendik.
Tico Torres: Birtakım şeyler,yılbaşından sonra düzelmeye başladı.Bu arada İngiliz basını,dağıldığımızı söylüyordu ama biz bir aile gibiyiz.Ve her ailede zaman zaman hır gür olur.Bu grupta en deneyimli olan eleman benim.30'dan fazla albüme imza attım.Pat Benatar'la kabare tarzı bir programda bile çaldım.Ama hiçbir projenin süt liman yürüdüğünü de görmedim.
David Bryan: 1993 başları benim için biraz endişe ve korku içeriyordu.Açılmaya hazırlandığımız sular fazlası ile kabarıktı.Fakat işe koyulduğumuzda,hepimiz inanç doluyduk.Ve her gece başarı için mücadele ettik.Meydan okumaktan daha fazla sevdiğim bir şey yok benim.Sahnede olmak,bir meydan okuyuştur çünkü ya rezil olur kaybedersin,ya da kazanırsın.Biz her zaman kazanacağız,eğer kazanamazsak da bu bizi öldürür.
Sizin türünüzde benzer grupların gözden düşüşünden sonra,siz ayakta kaldığınızda,kendinizi talihli hissettiniz mi?
David Bryan: Kesinlikle,ama burada sözünü ettiğimiz grupların neden yollarına devam edemediklerini incelemeye ihtiyacımız var.Bizim hayatta kalmamızın birçok nedeni var fakat sanırım en önemli unsur,biz on yıl boyunca hep geliştik ve kendimizi düzenledik.
Jon Bon Jovi: Bizim yaptığımız iş çok zor bir iş.Ama bunun en önemli yanı,unsuru şanstır.Bizim birilerinden daha iyi yada daha kötü olduğumuzu kim söyleyebilir?Bizim en büyük dayanağımız,turnelerimiz olmuştur.Biz her yere gideriz ve gideceğiz.İşte,bizim hala burada olabilmemizin nedeni bu.
Richie Sambora: Bence bu turne bizim için en iyi sonucu verdi çünkü biz 80’lerin sonlarını,kendi başarılarımızı yakalamak için mücadele vererek geçirdik.Buna hazırlıklı değildik.Bildiğiniz gibi “New Jersey”in ardından tükenmiştik.Herkes bizimle konuşabilmeyi,eğlenmeyi,içmeyi istiyordu.Bu,başarı denen rokete bindiğiniz zaman karşılaşacağınız olağan bir şeydir.İşte biz buna hazırlıklı değildik.Ben daima bir ara verip,insan olarak kendimizi bulmamız gerektiğini söyledim.Solo albümüm,benim için çok önemliydi bu açıdan.Sanırım,bu aradan sonra bizi daha olgunlaşmış olarak geri döndük.Yollarda nasıl davranmamız ve kendimizi nasıl korumamız gerektiğini öğrendik. ”New Jersey” turnesinin ardından 7 ay sonra,ben hala kendime gelememiştim.
Ozanisius
08-24-2008, 10:01 PM
Eski günleri özlüyor musun?
Richie Sambora: 1987’ye geri dönmeyi isteyip istemediğimi soruyorsan,cevabım hayır.Gerçekten güzel günler geçirdim ama hepsi çok bulanık.Bunun nedeni ne son turnenin mükemmel oluşu ve en taze aklımda kalanın da bu oluşu.Bu turne hayatımda yeni bir dönem başlattı.
Grubun alkol ve uyuşturucu kullanımı çok az da olsa,işiniz açısından bir tehlike olarak görüyor musun?
Richie Sambora: Olabilir.Ama hiçbirimiz ölmedi ve hiçbirimiz buna fazlası ile bulaşmadı.”Slippery When Wet” ve “New Jersey” turnelerinde bunun denemesini yaptık ama “Keep The Faith” turnesinde hiç kullanmadık.Herkes bizim bir ara verdiğimizi ve tüm durumu yeniden değerlendirdiğimizi biliyor.Turnede,çok garip bir çevre ediniyorsun.Sanki gerçek değilmiş gibi geliyor.Uçakla bir yere gidiyorsun,sonra otele,uçağa,yeni bir yere…Her şey çok planlı ve sıkıcı.
Alec’in “New Jersey” turnesinde alkolle ilgili ciddi sorunları olduğu söyleniyordu.Hatta gruptan daha o zaman ayrılacağı söyleniyordu.
Richie Sambora: Tam olarak değil.Biz aynı kadroyu bozmak istemiyorduk.Alec tuhaf bir kişiliğe sahiptir ama bu,onu gruptan atmak için neden değil.Bu söylentiler tamamen yanlış yansıdı ve yorumlandı.”New Jersey” turnesinde hepimiz sorunlar yaşadık.Bunun nedeni de,hiçbir şeyin bizi durduramayacağını düşündüğümüz bir zamandı ama tükeniyorduk.Ama o an birisi gelip de “70 tane daha konser vermeye var mısınız?” dese “Evet.” Diyecek durumdaydık.Kendimize güveniyorduk ama tükeniyorduk da.Gittikçe sağlıksız bir noktaya geldik ve akıntıya kapılmış gibi sürüklenmeye başladık.Hepimiz kişisel sebeplerle sızlanıyorduk.Bunu Brian May farketti.Yıl 1989’du.Wembley Stadı’nın kulisindeydik.Jon ve beni bir kenara çekip,çok fazla çalıştığımızı söyledi.Bizi uyarmaya çalıştı.
Peki “Keep The Faith” turnesinde tamamen temiz miydiniz?
Richie Sambora: Büyük bir kısmında evet.Turnenin büyük bir kısmında,soyunma odasındaki içki alemlerimizi yapmadık.Sonlara doğru biraz şarap içtik.”New Jersey” turnesinde ise her gün bir şişe viski içiyordum.Bu olağan hale gelmişti.Bu kez buna izin vermedik.Biz melek değiliz ama işimizi etkilemesine de izin vermedik bu tür şeylerin.
Peki ağır uyuşturuculara tamamen karşı mısınız?
Richie Sambora: Evet,kesinlikle.Bu hiçbir açıdan yardımcı olmaz insana.New Jersey’de büyüme çağımda iken bu tip ağır uyuşturucuları denedim az veya çok.Bir tür eğlenceydi bu ama crack veya eroin tipi şeyleri hiç kullanmadım.Şimdi ise hayatımı müzik yönlendiriyor.Onunla yaşıyorum.Ama arada sırada hafif uyuşturucuları kullanıyorum.
Sex,Drugs,Rock’n Roll üçlemesinin yansıdığı tipik bir “Yol Grubu” tanımlamasının dışına çıkmanız da etkili oldu mu?
Richie Sambora: Biz hala partileri seviyoruz.Biz ölü değiliz.Ama bunun dozunu iyi ayarlamak gerekli.Bu olgu,yaptığımız işin doğasında olan bir şey.Bir kaç yıl önce,gerçekten mermi dayanıklılığında olduğumuzu düşünüyorduk.Bu özel bir zaman dilimiydi çünkü biz de Midas’ın dokunuşu vardı,el attığımız her şey altına dönüşüyordu.Sadece bu grupla değil,Skid Row’u buluşumuz,Jon ile Cher gibi sanatçıların prodüksiyonlarındaki çalışmalarımız, her şey çok iyi sonuçlanıyordu.Biz eğleniyor ve işimizi yapıyorduk.New Jersey turnesi başladığında ise bir ara vermemiz gerektiğini düşündüm fakat buna zamanımız yoktu.Bu tip bir aranın bize tazelenmiş yeni bir enerji vereceğini biliyorduk.Ama biz Keep The Faith turnesinde bu tecribe ile her ayakta en az 10 günlük bir ara verdik.Eve gidip,ailelerimizi,arkadaşlarımızı görecek,ilişki ve dostluklarımızı zinde tutacak zamanımız oldu.Böylece hem kafa hem yürek açısından hep taze ve zinde kaldık.
Kişisel istek ve hırsınızın da Bon Jovi için bu aradan sonra sonuç olarak daha iyi bir grup olmasının nedeni var mı?
Richie Sambora: Her açıdan bir adım öne gitmek ve başarmak arzusu açısından evet.Fakat ben hala bir çok ülkede,bir çok insana çaldığımıza ve plaklarımızın milyonlarca sattığına inanamıyorum.
Jon Bon Jovi: Bence şimdiye kadar bahsettiklerimizin hepsinin bir araya gelişinin de bunda katkısı var.
Tico Torres: Ben kendimi yine 16 yaşında hissediyorum.Ara verdiğimiz sıralarda bagetlerimi güçlükle elime alıyordum.Bu tıpkı,çok fazla tavuk yiyip de bir süre sonra tat almamaya benziyordu.Ama şimdi dediğim gibi yine güç ve istek doluyum.
Richie Sambora: Aslında hepimiz kendimize çeki düzen verdik.Ve ben gerçekten düşünüyorum ki biz her zaman olduğumuzdan çok daha iyi çalıyoruz.Grubun dışında yaptığımız çalışmalardan sonra geri döndüğümüzde gördük ki hepimiz yere saha sağlam basıyoruz.Ben kendi açımdan,daha önce olduğumdan çok daha iyi bir gitarist olduğumu kesinlikle biliyorum.Bunu izleyicinin yansıttığı duygudan da anlayabiliyorum.Bence bir müzisyen için en tatmin edici şey de budur.
Jon Bon Jovi: Ben de vokalist olarak eskiye oranla çok daha iyi hissediyorum kendimi.Canlı olarak eski plaklardakilerden çok daha iyi söylüyorum.Örneğin “Slippery When Wet”i yüzümü buruşturmadan dinleyemiyorum.
Peki son zamanlarda vokal eğitimi aldın mı?
Jon Bon Jovi: Evet.Little Steven bana bir kadını tavsiye etti.Düşündüm ki,Little Steven ona gittiğine göre,kötü olamaz.Saçma şeyler yaptırmadı bana,bir kitabı başımın üzerinde dengelemek vs gibisinden.Sesimi kullanmayı öğretti.Gerçekten mükemmeldi.
Turnelerinizde yer alan konuk gruplarla hiç sorununuz oldu mu?
Richie Sambora: Sadece Poison’la.Onları konuk olarak çağırmıştık.Ama Rikki Rokett bizi sahnede ezeceklerini ima edip duruyordu.Biz de “Sahi mi?Neden evlerinize geri dönüp oyun oynamaya devam etmiyorsunuz?” dedik.
“Manic Street Preachers” ile “Little Angels” için ne düşünüyorsunuz?
Jon Bon Jovi: Preachers’ı ilk kez Vancouver’de bir barda çalarken gördüm ve çok iyi olduklarını düşündüm.Böylece turneye konul olarak çağırma kararı aldık.Little Angels’dan Toby Jepson’ı ise tanıyorduk.Çok iyi bir insan.Turneye katılmak için büyük bir istek duyuyordu.Devamlı arıyor ve “Merhaba,beni hatırladınız mı?” diyordu.Sonunda turneye onları da kattık.Aslında turneye Duff McKagan’ı da katmayı istiyorduk.Duff da istiyordu katılmayı ama Geffen destek vermedi.Ben onun yerinde olsaydım,gider Geffen’ın kapısını tekmeler ve “Hey,ben sizin için 30 milyon albüm satmış bir grubun elemanıyım.Uyanın bok kafalılar!!!” derdim.
Peki ya yeni albüm için neler söyleyeceksiniz?
Jon Bon Jovi: Gerçekten iyi parçalar var.Herkesin beğenisini kazanacak sanırım.Elimizdeki bu parçalardan biri “Good Guy’s Don’t Always Wear White” ve sanırım albümün kapanışı için biçilmiş kaftan.Bu parça bizim için çok kaba ve iyi bir parça.”Letter To A Friend” orta hızdaki temposu ile gerçekten çılgın ve söylerken ritm tutturacak bir parça.Ve “In My Dreams” adlı parçayı ise Tico’nun söylemesi için yazdım.Tom Waits’e çok benzeyen bir sesi var fakat bu sesin kendine ait müthiş bir karakteri de var.Keith Richards,Ringo Starr bile söyledikten sonra,Tico çok daha iyisini yapar.Şu an elimizde bu malzemelerle aylak aylak dolaşıyoruz.Ama henüz akustik gitarlarla,gece yarısı çalınabilecek tipte bir parça yazmadık.Bir aile babası olmak ise besteciliğimi etkilemedi.Ben,hiçbir bebek şarkısı yazmadım.Bu demek değil ki yazmayacağım,sadece hiç böyle bir istek duymadım şimdiye kadar.
Yeni albümde grubun yeni alanlara doğru hareket etmesi gerektiği konusunda Richie’ye katılıyor musun?Sizinle aynı zamanlarda adını duyuran “Mötley Crue” de benzer bir değişim geçirdi.Yeni albümünü nasıl buldunuz?
Richie Sambora: Önce ben cevap vereyim,bence çok temiz,başarılı ve güçlü bir albüm.
Jon Bon Jovi: Evet,bu değişiklik beni sevindirir.Hit oluşturma kaygısı ile “Wanted Dead Or Alive” tarzı bir parça yaratmayı istemem yeniden.Bu bence çok yersiz bir şey.Bu açıdan,Mötley Crue,yeni albümünde mükemmel bir iş yaptı.Albümü dinlediğimde beklemeye değdiğini düşündüm.Onları tebrik etmek gerekiyor.Onların birçok seçeneği vardı. ve yeni bir “Shout At The Devil” yaratmayıp,yeni yollar oluşturdular.
Fakat onların müzikal çizgilerini pek yansıtmıyor.
Jon Bon Jovi: Evet,Doobie Brothers tarzı parçalar da var.Eğer bu,tamamen Alice In Chains tipi,insanların devamlı konuştuğu bir tarzda olsaydı nasıl olacağını tahmin edemiyorum.Fakat “Rage Against The Machine” veya “Therapy” gibi,rock’a büyük bir ivme kazandıran grupları görmek de çok güzel.Anlatmak istediğim şu: menajerler daha önce sürüyle Con Jovi veya Def Leppard benzeri grupları çıkardılar.Aynı şeyi Nirvana ve Pearl Jam gündemdeyken de yaptılar.Grupların 10’da 7’si kötü.Bu sistemi temizlemek zaman alır ve bence şu anda insanlar seçmeyi öğrenmek zorunda.Mötley Crue farklı bir şeyler koydu ortaya.Kendini yeniledi.Yeni akım ile eskiyi buluşturdu.Bu da çok iyi.
Richie Sambora: Bilemiyorum.Kendine yalan söylememelisin.Ben grunge müziği de seviyorum.Pearl Jam’in yeni albümü çok kusursuz örneğin.Alice In Chains ve Stone Pilots’ı da seviyorum.Bence Mötley Crue’nun albümü heavy metal geleneğine dayalı bir grunge çalışma.Bir tür heavy grunge.Ve çok da başarılı.
“Keep The Faith” ile karşılaştırırsak sond nasıl oldu?
Richie Sambora: Kendi açımdan konuşmak istiyorum.Daha sert bence.Sanırım doğru olan da bu.
Jon Bon Jovi: Daha mı sert yada yumuşak olacak bilemiyorum.Anlatmak istediğim şu: bizi bir heavy metal grubu olarak düşünmedim hiç,biz sadece bir rock’n roll grubuyuz.Ne yazarsam yazayım,bu soundlara bağlıyım.Eğer daha sert şeyler yazmak konu ise,yazdığım an neler hissettiğime bağlı bu.
Peki grubun diğer elemanlarının bestelerdeki payı ne?
Jon Bon Jovi: Tico,besteciliğe henüz başladı.Eski grubundan Frankie Previte ile birlikte besteler besteler hazırlıyor.Ama Bon Jovi’ye pek yakın değil.Çok uzak da değil gerçi.Çok iyi duygular var.Dave ise oldukça bilgili ve tecrübeli bu konuda ama Richie kadar değil.Richie ile benim işbirliğim ise hala grubun gücünün kaynağını oluşturuyor.
Peki ya yaşadığın yer,New Jersey’in kasabası Newark’ta nasıl hissediyorsun kendini?
Jon Bon Jovi: Orada eski barlarda,eski arkadaşlarımla oturmayı,New York’ta lüks bir lokantada oturmaktan daha fazla seviyorum.Bir keresinde,bir dondurma kamyonu görmüşüm caddede.Kendimi bir çocuk gibi hissettim o an.Caddeye çıkıp,bir dondurma almalıydım.Bunlar eğlenceli şeyler.Orada rezervasyon saçmalığı yoktur.Bir bara giderim,oturup biramı içerim.Çalan bir grup varsa ve canım isterse onlara katılırım bir şarkıda.Ama hiç kimse zorlamaz eğer canım çalmak istemiyorsa.Arkadaşlarımla sinemaya gider,patlamış mısır alır,koltuğuma oturup filmi izlerim.İnsanlar beni rahatsız etmez,filmi izlememe izin verirler.Sokakta sık boğaz etmezler.Sıradan biri olurum orada.Yalnız eski günlerden farklı olan tek şey,bedava bira ikram ederler devamlı.Ama yabancılar geldiği zaman,pek dışarı çıkmam.Bir keresinde,motosikletle dolaşıyordum,motor bozuldu.Tamir etmeye çalışıyordum.Yakınımdaki çitlerin arkasında yaklaşık 150 çocuk tatil kampı kurmuş.Beni gördüler,yanıma geldiler.Biri “Güzel Motor.” Dedi.O sırada bir diğeri “Hey!!!Bu Jon Bon Jovi!!!” diye bağırınca kıyamet koptu.Bir anda etrafımı sarıverdiler.
Ozanisius
08-24-2008, 10:05 PM
Eveeeet arkadaşlar.Şu meşhur pembe Bon Jovi kitabındaki ana röportajı sizlerle paylaşıyorum.Röportaj metni 40 sayfa ve tamamen elde yazdım.....İnternete öyle koydum....Yalnız siteye koyarken mesajlarımın puntosunu büyük yaptı pc.İstediğim boyutta yapmadı.Resimlerle yaptım ama onu da sildi....Bu sefer bir şey oldu pc'ye....Röportaj havasında 90'ların röportaj resimlerini koycaktam aralara.....Neyse bu el emeği göz nuru paylaşım bu kadar oldu:):):)
Eline sağlık, hakikaten vakit ayırmışsın bunu foruma aktarmak için. Sağol. Bu arada sanırım punto problemi halloldu, şimdi daha şık görünüyor. Tekrar eline sağlık.
Kewser
08-24-2008, 11:20 PM
Ooo bunu okumak için zaman lazım yaa.Saol Ozan!!!Benim hiç bon jovi kitabım olmadı,ondan bitanemi var,burda varmıdır,bilen varmı??
Ooo bunu okumak için zaman lazım yaa.Saol Ozan!!!Benim hiç bon jovi kitabım olmadı,ondan bitanemi var,burda varmıdır,bilen varmı??
Şu konuya bir göz at istersen Kewser ;)
http://www.bonjoviturkey.com/forum/showthread.php?t=211 (http://www.bonjoviturkey.com/forum/showthread.php?t=211)
Kewser
08-24-2008, 11:32 PM
Evet Mine şimdi hatırladım,o kitap bu kitapmış,baya bi konuşmuştuk o meşhur kitap hakkında,unutmuşum..
SPAWN-TheUndead
08-24-2008, 11:40 PM
Süper sağol ozan bu röportajı sabitliyelim yahu dimi :D
Bu arada şu :
Uluslararası Rock Ödülleri töreninde Eric Clapton'a onur ödülü verildiğinde Buddy Guy,Bo Diddley,Lou Reed ve Clapton ile şova çıkman istendiğinde neler oldu?
Bu performansın videosu varmı merak ettim?
Captain_Kidd
08-25-2008, 12:44 AM
Süper sağol ozan bu röportajı sabitliyelim yahu dimi :D
Bu arada şu :
Uluslararası Rock Ödülleri töreninde Eric Clapton'a onur ödülü verildiğinde Buddy Guy,Bo Diddley,Lou Reed ve Clapton ile şova çıkman istendiğinde neler oldu?
Bu performansın videosu varmı merak ettim?
Malesef bununla ilgili bi kayıt yok
Ozanisius
08-25-2008, 02:19 PM
Bu pembe kitaptaki Jon röportajını Mine,Richie röportajını da ben koymuştum siteye daha önce...O kitapta ana kısım bu röportaj...Onu da şimdi koydum.Bunların dışında,kimi bir kaç hit şarkının sözleri ve çevirisi,Jon,Richie ve grubun genel biyografisi var.Bunların daha ayrıntılısı da sitede var.Yani artk herkes bu kitabın e-kitap versiyonuna sahip:cool::cool:
richie_mert
10-27-2008, 10:35 PM
bu röportaj hangi yıl yapıldı acaba bilen var mı??
Captain_Kidd
10-27-2008, 10:42 PM
1994 yılında yapılmış bi röpörtaj.Keep The Faith turnesinin bitiminin ardından.
vBulletin® v3.6.4, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.