PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bon Jovi Biyografisi


Captain_Kidd
02-25-2008, 12:04 AM
KURULUŞ

Bon Jovi'nin kuruluşu, grubun vokalisti John Bongiovi'nin lise zamanında başlayan rock n'roll tutkusuna kadar uzanıyor. John New Jersey'de ufak yerlerde çeşitli gruplarla birlikte konserler veriyordu.Kuzeni Tony'nin New York'ta Power Station adını taşıyan bir kayıt stüdyosu vardı.Bu stüdyoda E Street Band ve Aldo Nova gibi tanınmış isimlerle demolar kaydeden Jonh, bunlardan 1982 de bir yaz gecesi kaydedilen "Runaway" adını taşıyan tek parçalık demosuyla bir anda New York Long Island taki WAPP radyo istasyonun dikkatini çekti.Daha sonra ise Runaway tüm Amerika'daki radyolarının en çok çalınanları arasında yer alacaktı.

Plak şirketleri vakit kaybetmeden John Bongiovi adı altında grubu olmadan tek başına "Runaway" gibi bir hiti yaratan bu gencin peşine düştü.1983 yılında Polygram/Mercury Records ile yapılan albüm anlaşmasından sonra Jonh ilk olarak liseden beri arkadaşı olan o yıllarda klasik müzik eğitimi almakta olan David Bryan'ı grupta çalması için ikna etti.Sıra davul setine oturacak uygun adamı bulmaktaydı.John New Jersey deki gruplarda bass gitar çalan Alec John Such ile tanıştı.Beraber konserler veren üçlü daha sonra Alec in vasıtasıyla "Franke&The Knockouts" isimli grupta baget sallayan Tico Torres'i saflarına katttılar.

John,Tico,David ve Alec küçük topluluklar önünde kulüp konserleri vermeye başladılar.Bunlardan birinde izleyiciler arasında çok önemli bir şahsiyet oturuyordu.O sıralar "Message" isimli gurupta çalan ama başka hayelleri olan bir gitarist;yani Richie Sambora.Richie izlediği konserden sonra Jonun yanına giderek birlikte çalmaya ne dersin dedi.Jon neden olmasın deyip uzaklaştı fakat asıl amacı onun hakkında bilgi toplamaktı.Birkaç gün sonra Richie yi arayıp beraber çalmayı önerdi.İlk çalışmada Richie,Jonh ve gurup üyelerini büyülemeyi becermişti.

Grup ilk provalarını New Jersey,Perth Amboy da balıkçıların mesken tuttuğu bir birahanede yaptı.Şişe kırıklarıyla dolu paspal birahanede üzerlerine sinen balık kokusu ile müzik yapmaya uğraşan 5 genç geçimlerini sağlamak için limandaki balık boşaltma görevini üstleniyodu.Bir defasında 40 bin dolarlık müzik aletlerini çaldırmışlardı.Sigortadan paralarını alamayan gurup yeniden müzik aletlerini alabilmek için normalin iki misli çalışmak zorunda kalmıştı.

Plak şirketinin tavsiyesi ile John ismindeki "H" harfini attı soyadını ise "Bon Jovi" olarak daha anlaşılır bir şekle soktu.Grubun ismi ise "Bon Jovi" olarak belirlendi.Grubun menejeri zamanın Glam Metal devi Mötley Crue'dan da sorumlu olan "Doc McGhee" grubun geleceğini çok parlak görüyodu.Hatta dünyanın en büyük grubu olacağı kehanetinde bile bulunmuştu.O yüzden vaktinin çoğunu Bon Jovi ile harcadı ve gurup için başarılı işlere imza attı.Bunlardan ilki gurubu Eylül 1983'te New York "Madison Squere Garden" daki ZZ Top konserine alt gurup olarak çıkarmaktı.

İLK ALBÜM İLK HEYECAN


Bon Jovi'nin kendi adını taşıyan ilk albümü 21 Ocak 1984'te yayınlandı. Single olarak yayınlanan Runaway Bon Jovi'ye kariyerinin ilk hitini kazandırdı.Kısa sürede bir radyo hiti olan albümden yayınlanan ikinci single She Don't Know Me ise bir Bon Jovi albümünde yer alan şarkılar içersinde grup üyeleri tarafından yazılmamış tek şarkı özelliğini taşımaktadır.Şarkı plak şirketinin dayatması ile albüme alınmıştı. Avrupa ve Amerika'da "Kiss" ve "Scorpions" gibi gruplarla birlikte sahneye çıkarlarken, Japonya'da verdikleri solo konserler ise beklenmedik derecede büyük ilgi gördü.

Yıl sonunda "Cream" dergisinin ilk onunda yer alan grup,İnigliz rock müzik dergisi "Kerrang" tarafından yılın en iyi yeni grubu Japonyada ise yılın grubu seçildi.Albüm hakkında oldukça pozitif eleştirileri bulunan İngiliz rock müzik dergisi Kerrang grubun rock müzik için taze kan olacağı yorumunda bulunmuştu.

1985'in Nisan ayında grubun 2. albümü 7800° Fahrenheit yayınlandı.Albümün ismi kayanın erime derecesini simgeliyor ve Ray Bradbury'nin Fahrenheit 451 adlı romanına bir gönderme taşıyordu.Albümün kuşkusuz en büyük hiti In And Out Of Love idi.Bon Jovi istediği çıkışı bu albümlede yakalayamamıştı.Her Bon Jovi albümünde birden fazla olan büyük hitler bu albümdede yoktu.Hit parça azlığı nedeni ile grup beklenen büyük sıçramayı bir sonraki albüme ertelemişti.

ABD'yi Ratt 'in alt grubu olarak turlarlarken Avrupa ve Japonyada ortalama 3.000 kişilik salonları ana grup olarak doldurmayı başardırlar.Grup albümün turnesi esnasında Donnington Monsters Of Rock, Texas Jam Festival ve Amerikalı çiftçiler yararına verilen Farm Aid konserlerinde yer aldı.

Jon Bon Jovi bu günlerde bir barda dinlediği Philedelphia'lı Hard Rock gurubu Cinderella yı menajerleri ile tanıştırıp albüm kapısını aralamıştır.Cinderella'nın Somebody Save Me adlı şarkısında söz yazarı olarak yer alan Jon Bon Jovi ve Richie Sambora şarkının video klibinde de rol aldı.

1986 başlarında Vancouver'a üçüncü albümlerini kaydetmek üzere gittiler.Albüm için prodüktör Bruce Fairbain ve ozamanlar bir ses teknisyeni olan Bob Rock ile Little Mountain stüdyolarında 6 ay albüm üzerinde çalıştılar.Üçüncü albüm grup için ya tamam ya devam albümüydü.Grup elde edecekleri büyük başarının bu albüme bağlı olduğunu biliyordu.Ünlü söz yazarı ve besteci Desmond Child şarkı sözü yazımı ve besteleme aşamalarında Bon Jovi ile ilk kez bu albümde çalışmaya başlamıştırAlbüm için Jon ve Richie 30 dan fazla şarkı yazmıştı.Bu 30 parça içerisinden seçim yapmakta zorlanan ikili seçimi dinleyicilere bıraktı.Gittikleri bi pizzacıda şarkıları insanlara dinleterek en iyi parçaları seçtiler.Bu arada Kanada da Vancouver da kaldıkları süre içerisinde gittikleri Striptiz klüplerinde ki dansçı kızlar albümün ismi için onlara ilham kaynağı olmuştu ve albümün ismi için "Slippery When Wet" te karar kıldılar.

ALTIN ÇAĞ 86-90


18 Ağustos 1986 da "Slippery When Wet" adı altında yayınlanan albüm, Bon Jovi'nin kariyeri için bir dönüm noktası niteliğindedir ve Bon Jovi'yi zirveye taşıyan albüm olmuştur.Günümüzde bir rock klasiği olarak anılan albümden yayınlanan "You Give Love A Bad Name”,"Livin On A Prayer","Wanted Dead Or Alive" ve “Never Say Goodbye” single’ları unutulmaz Bon Jovi şarkıları olarak akıllara kazınacaktı.

Bon Jovi 1987 de People’s Choice tarafından "Yılın En İyi Rock Grubu" seçildi ayrıca Livin On A Prayer la Mtv video müzik ödüllerinde Yılın Videosu" ödülünü alırken Amerikan müzik ödüllerinde de "Yılın Grubu" ödülünü aldılar.

2006 yılında Robert Dimery tarafından hazırlanan 1001 Albums You Must Hear Before You Die(Ölmeden önce dinlemeniz gereken 1001 albüm) kitabında yer alan Slippery When Wet Bon Jovi'nin ticari açıdan en başarılı albümüdür ve grubun plak şirketi olan Mercury Records 'un tarihi boyunca en fazla satan albümdür.

Slippery When Wet sadece içinde güzel şarkılar olan çok satmış sıradan bir albüm değildi.Bu albüm rock müziğe en ön yargılı olarak bakılan dönemde optimizm ve neşeyi getirerek bu türün çok büyük kitleler tarafından dinlenilmesinde büyük rol oynadığı savunulmaktadır.

Bon Jovi artık çok daha büyüktü 1987 Ağustosunda yine "Donnington-Monsters Of Rock" a katıldılar.Ama bu sefer headliner onlardı altlarında ise "Dio","Metallica","WASP","Anthrax" ve "Cinderella" gibi hiçte yabana atılmayacak gruplar vardı.Gurubun biste söylediği "We Are An American Band" şarkısına "Kiss" ten "Gene Simmons" ile "Paul Stanley","Twisted Sister" dan "Dee Snider" ve "Iron Maiden" dan "Bruce Dickinson" eşlik etti.70.000 kişinin katılımıyla konser Bon Jovi kariyerinin doruk noktalarından biriydi. Çıktıkları geniş kapsamlı dünya turnesi 1987 Ekim ayında Hawai de sona erdi.16 ay süren turne boyunca 250 konser vermişlerdi.

Kuşkusuz Jon Bon Jovi müzik kariyerinin en üst noktasındaydı."Rolling Stone" a kapak olmuş grubun her konseri sold out geçmiş dünyanın en büyük rock starıydı.Artık bir markaydı milyonlarca hayranını olmasının yanı sıra yüzlerce gurubu peşine takmış bir ekol olmuştu.Hayelleri bir anlamda gerçekleşmişti.Ama yapacak daha çok işi olduğuna inanıyordu.Geldiği yerin tesadüf olmadığını "Slippery When Wet"in rastlantılarla gelen bir başarı olmadığını kanıtlamak için ara vermeden Richie,Tico,David ve Alec le birlikte yeniden stüdyoya girdi.

4.albüm "New Jersey" 13 Eylül 1988'de vitrinlerdeki yerini aldı.Bir önceki albümü aratmayacak bir başyapıt olan "New Jersey";"Bad Medicine","I'll Be There For You","Born To Be My Baby","Lay Your Hands On Me" ve "Living in Sin" gibi single’lar la Bon Jovi’nin başarısının tesadüf olmadığını kanıtladı.Bu dönemde daha önce Cinderella yı keşfeden Jon,yeni bir gurubu basına tanıttı.Skid Row,Bon Jovinin de desteğini alarak mutesem bir albüme imza attı.

Captain_Kidd
02-25-2008, 12:05 AM
Ağustos 1989'da 160.000 kişinin katılımı ile gerçekleşen "Moscow Peace Festival" da ana grup olarak sahne aldılar. Lenin Olimpiyat Stadında yapılan 2 günlük etkinliğin iki amacı vardı;Rus gençleri arasında hızla artış gösteren alkol ve uyuşturucu bağımlılığına dikkat çekmek ve yıllarca kapılarını Amerikan tarzı hayata kapatan Rusya'nın kapılarını Amerikan tarzı Rock N Roll'a açmaktı.Bu amaçlar için en uygun ismin Bon Jovi olduğu düşünüldü ve nitekim Rus hükümetinin Rusyada konser vermesi için izin verdiği ilk batılı grup Bon Jovi oldu.New Jersey albümü ise Sovyet Rusyada devlete bağlı bir şirketten yayınlanan ilk yabancı albüm oldu; daha önce ne Beatles ne de Rolling Stones'un albümleri Rusya'da yayınlanmamıştı.

Aynı yıl Jon Bon Jovi ve Richie Sambora'nın MTV Video Müzik Ödüllerinde gösterdikleri performans uzun yıllar konuşulacaktı.Sadece akustik gitarlarla sahne alan ikili Livin' On A Prayer ve Wanted Dead Or Alive ı çaldılar ve bir bakıma Mtv'nin gelecekte yapacağı Unplugged serisine ilham kaynağı olmuşlardı.Jon Bon Jovi'ye göre ise bu çok büyük bir mesele değildi şarkılarını zaten akustik gitarla yazıyolardı bu yüzden doğallıklarını bozmadan şarkılarını akustik şekilde çalabilirlerdi.Büyük gürültü kopartan bu performansın Unplugged serisinin başlangıcına yapmış olduğu etki kadar akustik şarkıların artışının esas kaynağı olarakta gösterilmektedir.

1988 yılının Ekim ayında başladıkları turne ise 1990 yılının Şubat ayında Meksika nın Monterrey şehrinde aynı gün içinde gerçekleşen 2 stad konseri ile sona erdi.Turne boyunca 20 ülkede 248 konser veren gurbu 5 milyon kişi canlı olarak izledi.Grubun muhteşem başarılara imza attığı 2 yıla yakın süren turne iyi geçmesine iyi geçmisti ama Jon,Richie,David,Tico ve Alec hem fiziken hem zihnen hemde dugusal olarak iflasın eşiğine gelmişlerdi.Turne esnasında sık sık kavga etmişler ve kopma noktasina gelmişlerdi.Turne bittiğinde hepsi birbirine hosçakal bile demeden farklı uçaklara binip kendi yollarina gittiler.Bu yüzden daha önce turneyi bitirir bitirmez yeni albüm çalismalari için kolları sıvayan gurup üyeleri ilk defa tatil yapmayi ve uzun süre aileleriyle vakit geçirmeyi uygun gördüler.

SOLO ÇALIŞMALAR VE GRUPTAKİ ÇATIRDAMALAR

Bu arada Jon Bon Jovi hiç hesapta yokken kendini bir anda film müziği projesinin içinde buldu.Jonun eski bir arkadaşı olan “Emilio Estevez” Wanted Dead Or Alive ı Jon dan Young Guns II filiminde kullanmak için istedi.Daha sonra yapılan görüşmeler farklı sonuçlar doğurdu ve Jon yepyeni şarkılardan oluşan bir soundtrack albümü hazırladı."Young Guns II" filminin müziklerini içeren Jon Bon Jovi nin ilk solo albümü "Blaze Of Glory" 1990 yaz aylarında piyasaya çıktı.Albümden “Blaze Of Glory” ve “Miracle”olmak üzere iki büyük hit çıktı.Jon “Blaze Of Glory” ile en iyi film müzigi dalinda Altin Küre/Golden Globe ödülünü,American Müzik Ödüllerinde ise en iyi Pop/Rock Single ödülü aldi ve Grammy ile Oscara aday oldu.Her nekadar Oscar ı alamadiysada törende sahne alarak bir hayalini daha gerçekleştimiş oldu.

Jon Bon Jovi'nin grubu olmadan büyük başarılara imza atması grubun dağıldığı söylentilerine sebep olmuş ve grubun geleceği hakkında soru işaretleri uyandırmıştır.Menajer Doc McGhee 31 Aralık 1990 da Japonya'da gerçekleşecek bir yeni yıl konseri için grubu tekrardan bir araya getirdi.Amerikan medyası bu konsere büyük ilgi gösterdi ve sırf Jon ve Richie nin arasındaki soğukluğu ve grubun içinde bulunduğu karışıklığı daha yakından takip edebilmek için Japonyaya kadar gittiler.Jon ve Richie bu konser için 3 er milyon dolar almışlardı fakat o günlerde grup üyeleri bir birleri ile konuşmuyolardı ve sahne arkasında beşide farklı odalarda oturuyolardı.Jon konserden sonra para için bile olsa bidaha bu saçmalığı yapmayacağım diyerek grubu dağıttı ve herkez kendi yoluna gitti.

1991 yılında Richie Sambora ilk solo albümü Stranger In This Town ı yayınladı.Richie Sambora'nın ilahım dediği Eric Clapton ında bir şarkıda Richie ye eşlik ettiği albüm satış bazında büyük rakkamlara ulaşmasada eleştirmenlerden olumlu puanlar alırken grubun diğer elemanları üzerinde karabulutlar dolaşıyordu.Netherworld filminin müziklerini hazırlayan David Güney Amerikadaki bir gezintisi esnasında parazit kaptı ve aylarca hastanede yattı.Alec ise geçirdiği motorsiklet kazasının ardından bass tutuşundaki kritik bir sinirini zedeledi.Alec bu sebepten dolayı bass tutuşunu ve gitar çalış pozisyonunu değiştirmek zorunda kaldı.

Başarılı albüm turneler ve gelen ödüllere rağmen Jon mutlu değildi ve depresyona girmişti.Ünlü olmanın hayal ettiği gibi bişey olmadığını ve Rock N Roll yaşam tarzının kendine zarar verecek bi yönü olduğunu anlamaya başladı.Gruptan ayrı kaldığı süre boyunca fiziksel ve duygusal olarak kendini onarmaya çalışan Jon kafasını dinlemek için 1991 yazında tüm Amerikayı kapsayan bir motorsiklet turuna çıktı.Daha önce gitmediği yerlere giderek değişik insanlarla tanışarak yapacağı yeni besteler için değişik ilham kaynakları aradı.Bu gezi onun içinde bulunduğu karanlık dönemden çıkmasında büyük rol oynadı.

Jon Bon Jovi kritik bir kararla grup 1991 in Eylül ayında Mtv Video Müzik Ödüllerinde Yaşam Boyu Onur ödülü ile ödüllendirildikten sonra grubun başarısında büyük rol oynamış olan ve grubun 8 yıldır menajerliğini sürdüren Doc McGhee nin işine son verdi.Bu tarihten itibaren kendi menajerlik sitemi ile yola devam eden Jon, Bon Jovi Manegement ı kurdu.Eski albümlerinde başarısına güvenerek geleceğe umutla bakıyordu ve tek isteği yeniden bir garaja girip 5 kişi ile müzik yapmaktı.Bon Jovi Management ı kurduktan sonra ilk işi Nisan 1992 de grubu yeniden toplamak oldu.4 sene aradan sonra yayınlanacak ilk Bon Jovi albümünün prodüktörlüğünü Bob Rock üstlenmişti ve albüm çok kısa bir sürede Vancouver Little Mountain stüdyolarında kaydedildi.

Captain_Kidd
02-25-2008, 12:06 AM
GERİ DÖNÜŞ VE OLGUNLUK YILLARI 1992-1996
Grubun ''New Jersey'' albümünün ardından müzik dünyasından uzak kaldığı süre içerisinde rock müzik cephesinde büyük değişiklikler olmuştu.ABD'nin Seattle eyaletinden çıkan gruplar yeni bir akım olarak kabul edilen Grunge'ın doğmasına sebep olmuşlardı.1991 yılının sonundan itibaren başta Nirvana ve Pearl Jam olmak üzere ''Grunge'' akımının temsilcileri müzik listelerini domine etmişlerdi.Medya tarafından klasik ''Hard Rock'' ve ''Heavy Metal'' müziği dışlanırken ''Glam Metal'' tarzındaki gruplar Grunge fırtınası ile mücadele edemeyip silinmeye başladılar.Tam böyle bir dönemde yeni albümlerinin hazırlıklarına başlamış olan Bon Jovi'ninde işi zora girmişti.

Grubun 4 sene aradan sonra yayınlanan ilk albümü Keep The Faith 3 Kasım 1992'de müzik marketlerdeki yerini aldı.Albümün tanıtımı Mtv ve Amerikadaki 130 radyo tarfından aynı anda yayınlanan bir konser ile yapıldı.Yarı akustik yarı elektirik ve yer yer cover şarkıların yer aldığı bu unplugged tadındaki konser 1993 yılında Keep The Faith:An Evening With Bon Jovi adında bir video kaset olarak yayınlandı.Albüm kapağı ise uzun bir aradan sonra yeniden bir araya gelen grubun birlik beraberliğini simgeliyordu.

Grubun geçirmiş olduğu değişim ilk başlarda şaşkınlık yarattı.Jon Bon Jovi kendi ile özdeşleşmiş uzun ve kabarık saçlarını keserken grup ise 80'ler Hard Rock soundundan uzaklaşıp daha çok Rock N Roll ağırlıklı Ballad ve Arena Rock tarzı şarkılara yönelmişti.Piano balladları uzun gitar soloları içeren epik tarzında şarkılar ve sosyal içerikli sözleriyle dikkat çeken albüm,daha çok magazin basını tarafından grubun geçirmiş olduğu imaj değişimiyle gündeme getirildi.CNN Jon Bon Jovi'nin saçlarını kesmesini haberlere taşırken grup üyelerinin artık 30lu yaşlarda olmalarının verdiği olgunlukla albümdeki şarkıların sözleri daha önceki çalışmalarında yer almadığı kadar ciddi mesajlar içeriyodu.

Albümden ''Keep The Faith'',''Bed Of Roses'',''In These Arms'',''I'll Sleep When I'm Dead'',''I Believe'' ve ''Dry County'' olmak üzere 6 single yayımlandı.Grubun kariyerinin ikinci sayfasının başlangıcı olarak kabul edilen Keep the Faith albümü ile birlikte Bon Jovi hem imaj olarak hemde müzikal açıdan seksenli yıllara veda ederken kendini yenileyerek doksanlı yıllarda da Grunge'ın yükselişine rağmen büyük kitlelere ulaşmaya devam etmiştir. Grup Keep the Faith albümü için çıktıkları dünya turnesi ile birlikte daha önce hiç çalmadıkları ülkelerde de konserler verdi. Avrupa, Güney Amerika, Uzak Doğu ve Avustralya'da bir çok kentte stadyum konserleri verdiler. 13 Eylül 1993 yılında İstanbul İnönü Stadı'nda gerçekleşen konserde bunlardan biriydi. Grup Keep the Faith turnesi boyunca 37 ülkede 177 konser vermişti.

Grubun kariyerinin bu dönüm noktasını belgelemek adına Ekim 1994'te grubun derleme albümü Cross Road yayımlandı. Albüm çıkmadan önce başarılı olacağı tahmin edilmişti fakat hit şarkılar çıkarıp büyük satış rakamlarına ulaşacağı düşünülmemişti. Cross Road İngilterede 1994 yılının en çok satan albümü olurken daha önce hiç bir albümde yer almayan Always ve Someday I'll Be Saturday Night şarkıları büyük ilgi topladı. Always, Billboard listelerinin ilk onunda tam altı ay yer alıp bir çok ülkede bir numara oldu ve Bon Jovi kariyerinin en büyük hitlerinden biri olmayı başardı. Bon Jovi Manegemant'ın ilk önemli kararı olan Cross Road'un yaptığı etki ile grubun yeni hayranları eski albümleride edinerek guruba tüm dünyada satış bazında beklenmedik bir ivme kazandırmıştı. Bon Jovi o sene Dünya Müzik Ödüllerinde' "Yılın En Çok Satan Rock Grubu"; ödülünü kazandı.

Cross Road grubun hayranlarına hayran katmıştı ama her şey iyi gitmiyodu. Bon Jovi kariyeri çok önemli bir sınavdan geçiyordu. Grubun 11 yıllık bas gitaristi Alec John Such guruptan ayrıldı. Alec John Such grubun canlı performanslarındaki hataları ve Cross Road albümünün stüdyo kayıtlarındaki yetersizliği nedeniyle 1994 yılının sonunda gruptan çıkarıldı. Alec John Such'ın yerine gruba resmi olarak yeni bir bas gitarist alınmamıştır. 1995'ten beri albümlerde ve konserlerde Hugh McDonald basları çalmaktadır. Alec John Such grubun 2001'de New Jersey Giants Stadyumu'nda verdiği konserde sahneye çıkmış ve Wanted Dead or Alive şarkısında gurupla beraber çalmıştır.

Alec John Such'tan sonra grup dışı bir basçıyla yola devam kararı alan Bon Jovi, Hugh Mc Donald ile birlikte tamamen yeni şarkılardan oluşacak olan albümlerini kaydettikten sonra 1995 yılının Nisan ayında kariyerinin en başarılı turnelerinden birine başlangıç verdi. Grup Cross Roads To The East adı altında Uzak Doğuda, Hindistan, Malezya, Endonezya ve Güney Korede ilk kez sahneye çıkarak hayranlarıyla buluştu ve konser için bulundukları Tayland'ta yeni çıkacak olan albümlerinin ilk teklisi olacak olan This Ain't a Love Songun video klibinin çekimleri gerçekleştirdi. Grup, Asya konserleri Japonyada sonlandıktan sonra Avrupaya gelerek kıtanın her yerinde büyük ilgi gören stadyum konserlerine başladı.

Grup Avrupa turu esnasında altıncı stüdyo albümleri olan These Days'i yayımladı. Bon Jovi'nin Keep The Faith albümü ile başlayan olgunlaşma süreci These Days ile devam etmiştir .Nefesliler ,yaylılar, yardımcı klavyeli çalgılarla yoğunlastirdıkları müzikleri ve daha önceki Bon Jovi albümlerinde olmadığı kadar blues etkilerinin görülmesi ile These Days alışılmış Bon Jovi çigisinin dışına çıkmalarınıda sağlamıştı. These Days albümü şarkı sözlerinin etkisi ile en karanlık Bon Jovi albümü olarak grup tarihindeki yerini almıştır. Grup, bu albümle aralarının pek de iyi olmadığı müzik eleştirmenleri tarafından o güne kadarki en olumlu eleştirilerini aldı. Birçok eleştirmene göre These Days, grubun en keskin ve oturmuş albümüydü.

Yeni albümlerinin yayımlandığı günlerde grup kariyerinin en başarılı konser serilerinden birini gerçekleştirdi ve Londra'nın tarihi stadyumu Wembley'de üç gece kapalı gişe çaldı. Konser biletleri beş ay önceden tükenmişti ve toplamda 216 bin bilet satılmıştı. Grubun kariyerinin zirve noktalarindan olan bu konserler filme çekildi ve Live From London adı altında video olarak satışa sunuldu. Video o yılın en iyi müzik videoları dalında Grammy'ye aday olmuştur.

"Q" dergisi These Days'e 1995 yılının en iyi 50 albümü sıralamasında Blur grubunun The Great Escape almünün ardından ikinci sırada yer verdi. Bon Jovi, o sene BRIT Ödülleri'nde "En İyi Uluslararası Grup" ödülünü kazandı, sahne alarak Hey God'ı seslendirdikleri MTV Avrupa Müzik Ödülleri'nde ise "En İyi Rock Grubu" ödüllerini aldı. Turneye Aralık ayında yine kariyerlerinde ilk kez konser için gittikleri Güney Afrika Cumhuriyetinde gerçekleşen iki konserden sonra bir süreliğine ara verildi. Bu beş aylık ara esnasında Jon Bon Jovi başrol oynadığı Leading Man filminin çekimlerinde yer aldı. Grup 1996 yılının Mayıs ayında turneye tekrardan kaldıkları yerden devam etmeye başladı ve o yaz Volkswagen'in sponsorluğunu üstlendiği Japonya ve Avrupa turu esnasında 30 kapalı gişe stad konseri verdikten sonra turne sona erdi. Tüm turne boyunca 35 ülkede 126 konser vermişlerdi.

Captain_Kidd
02-25-2008, 12:07 AM
ARA ZAMANI 1996-2000
Turneden sonra grup bir kez daha mola verdi ama karar bu defa biliçliydi gurup üyeleri arasındaki her hangi bir negatif ilişkiden kaynaklanmıyodu.Her eleman kendi solo projelerine ağırlık vereceği 3 senelik bir döneme giriyordu.İlk solo albüm Jon dan geldi.17 Haziran 1997'de Jon Bon Jovi ikinci solo albümü "Destination Anywhere"i yayınladı."Queen Of New Orleans,"Janie dont take your love to town","Midnight in Cehalsea" ve "Ugly" gibi orta tempo rock hitleri ile solo kariyerine artı puanlar ekliyordu.O sene Jon "Mtv Europe Music Awards" "En iyi erkek sanatçı" "Brit Awards" ta ise "En iyi uluslar arası erkek sanatçı" ödüllerini aldı.Jon Bon Jovi tüm bu müzik çalışmaları arasına sinema projelerinide sıkıştırmayı ihmal etmedi ve çesitli filmlerde rol aldı.

1998'de Richie Sambora da 2.solo albümü "Undiscovered Soul"u yayınladı.Tico ise müzik dışı hobilerinde ciddi bir aşama kaydediyor sanat çevreşerinde saygıdeğer bir ressam/heykeltraş olarak boy gösteriyordu.David ise çeşitli soundtrack çalışmalarında bulunuyordu.

2000'LER
Bon Jovi 5 sene aradan sonra çkacak ilk albümleri için 2000 yılının başlarında stüdyoya girdi.60 şarkı kaydeden gurup bunlardan 12 tanesini albüme koymak için karar kıldı.Albüm önce "Sex Sells" ismi ile anıldı(Jonun yapmayı planladığı solo albümün adıda buydu)fakat daha sonra "Crush" isminde karar kıldılar.
13 Haziran 2000 de Crush yayınlandı.Albümde yer alan Its My Life şarkısı büyük bir ilgiye neden oldu.Grubun son albümü These Days ve Jon Bon Jovi'nin solo albümü Destination Anywhere ile yönelilen müzikal tarzdan ziyade grubun eski yıllarındaki Slippery When Wet ve New Jersey dönemlerini anımsatan Its My Life, Richie Sambora'nın kendine özgü Talk Box efektleri ve "Livin' On A Prayer" da hikayeleri anlatılan Tommy ve Ginaya taşıdığı göndermeyle birlikte Bon Jovi'nin milenyuma büyük bir geri dönüş yaparak girmesini sağladı.

Crush modern soundu ile eski Bon Jovi hayranları tarafından biraz yadırganıp pop olarak nitelendirilsede bazı eleştirmenler Crush ın grubun Slippery When Wet ve New Jersey den beri yaptığı en iyi albüm olduğunu savunmakla kalmamış ayrıca grup kariyerlerinin "En İyi Rock Albümü" ve "En İyi Rock Şarkısı" dallarındaki ilk Grammy adaylıklarını Its My Life ve Crush ile elde etmişlerdi

VH1 Ödüllerinde Yılın Videosu ödülünü kazanan Its My Life hemde Crush iyi bir başarı elde ederek Bon Jovi'ye bu dönemde genç ve yeni bir hayran kitlesi kazandırmıştır.Bu hayran kitlesi ilerleyen yıllarda "Crush Generation"(Crush Jenerasyonu) olarak adlandırıldı.Albümden Its My Life dışında Say It Isnt So ve Thank You For Loving Me olmak üzere iki başarılı single daha yayınlandı.

Grup albüm sonrası geniş çaplı bir dünya turuna çıktı.Londra nın tarihi stadı Wembley de iki kapalı gişe konser verdiler.Bu konserlerin önemi Wembley Stadı yıkılmadan önceki yapılan son etkinlik ve konserler olmasıydı.Grup turnedeyken İsviçre nin Zürih kentinde verdikleri konseri The Crush Tour adında dvd olarak yayınladı,1985'ten bu yana verdiği konserlerin kayıtlarını derledi ve kariyerinin ilk konser albümünü One Wild Night Live 1985-2001 adı altında yayınladı.Turne ise evleri New Jersey de Giants Stadium da verilen iki kapalı gişe konserle sona erdi.VH1 bu konserleri canlı yayınladı ve o gece Amerika genelinde en çok izlenen 2. program olarak reyting rekorları kırdı.Yıl sonunda VH1 ödüllerinde sahne alıp en iyi canlı performans ödülünü aldıktan sonra gurup yeni albüm için stüdyoyya kapandı.Crush ve One Wild Night turneleri boyunca 20 den fazla ülkede 2 milyon kişiye çaldılar.

2002 yılına geldiğimizde grubun yeni albümü Bounce için çalışmak üzere stüdyoya kapandığı sırada patlak veren 11 Eylül olaylarından sonra Jon Bon Jovi ve Richie Sambora daha çok 11 Eylül trajedisini anlatan ve yaraları sarmak amacı taşıyan şarkılar bestelediler.Bir önceki albüm Crush a göre daha sert şarkılar içeren albüm 23 Eylül 2002 de müzik marketlerdeki yerini aldı.

Bounce,Richie Sambora'nın sert distortion lı gitarları,Tico Torres'in vurucu davul soundu ve David Bryan'ın keyboard partisyonları ile Bon Jovi'nin köklere dönüşünü simgelemekteydi.Bounce'ın klasik Bon Jovi soundu barındırması bazı fanları rahatlatmış olsada eleştirmenler Bon Jovi'nin başarı formüllerini uyguladığını ve kendini tekrar ettiğini düşünüyordu.Gruba o sene bir Grammy adaylığı daha kazandıran albümden yayınlanan ilk single Everyday dünya listelerinde iyi başarılar elde etsede genel olarak bakıldığında albümün dünya genelindeki satışları Crush ile kıyaslandığında düşük kalmıştır.

Grup albümün promosyonu için çıktıkları oldukça başarılı geçen büyük dünya turnesi esnasında bir çok şehirde kariyerlerinde ilk kez akustik konserler verdi.Philadelphia daki Veterans Stadyumu yıkılmadan önceki verdikleri son konser,Londra Hyde Park ta 92.000 kişi önünde verdikleri tarihi konser ve evleri New Jersey Giants Stadyumunda verdikleri konserler turnenin doruk noktalarıydı.

Grup Bounce albümü için çıktıkları turnenin hemen ardından 2003 ün kasım ayında eski hitlerinin akustik versyonlarının yer aldığı This Left Feels Right ı yayınladılar.2004 Kasımında grubun 20. yılının şerefine 4 cd ve 1 dvd den oluşan 100,000,000 Bon Jovi Fans Can’t Be Wrong adında daha önceki albümlerde kullanmadıkları şarkılardan oluşan bir box set yayınlayan grup 2004 Amerikan Müzik Ödullerinde sahne alıp "Award Of Merit"(yaşam boyu onur) 2005 World Music Awards ta da "Diamond Award"(100 milyonun üzerinde albüm satanlara verilen bir ödül)ödüllerine laik görüldü.2005 Temmuzunda politikacıların dikkatini Afrikadaki yokluğa çekmek ve büyük bir bağış toplamak için düzenlenen Live8 te sahne aldılar.

Grubun 9. stüdyo albümü Have A Nice Day ise 19 Eylül 2005'te yayınlandı.Tıpkı Bounce gibi yüksek tempo şarkılardan oluşan fakat daha önceki albümlere nazaran şarkı sözleri açısından Bon Jovi'nin daha öfkeli yüzünü gösteren albüm sound olarak son yıllardaki alışılagelmiş Bon Jovi albümlerinden biriydi.Fakat albümde yer alan şarkılardan Who Says You Can't Go Home un albümün ABD'de yayınlanan versiyonda bonus track olarak yer alan Sugarland grubunun vokalisti Jennifer Nettles ile yapılmış olan düet versiyonu Amerikada Billboard Country listelerinde 1 numaraya yükseldi ve gruba Billboard Country listelerinde 1 numara olan ilk rock grubu ünvanını kazandırdı.Şarkının düetsiz rock versiyonu ise gruba 2007 yılında Peoples Choice ödüllerinde Yılın Rock Şarkısı Grammy ödüllerinde En İyi Country İşbirliği ödüllerini kazandırdı ve grubu Amerikan Country müzik endüstirisinin en önemli ödülleri olan CMT Awards ve CMA Awards sahnelerine taşıyıp çeşitli ödüller kazandırdı.

Grup,Have A Nice Day albümünde yer alan Who Says You Cant Go Home şarkısının country müzik dünyasındaki başarısından sonra baştan sona Country etkileşimli bir Bon Jovi albümü yapmaya karar verdi.Jon Bon Jovi ve Richie Sambora Amerikan country müzik endüstirisinin kalbi olan Nashville e gittiler ve bu tarz şarkılar bestelediler.

(You Want To) Make A Memory nin ilk single olarak yayınlandığı,grubun Country-Rock tarzını benimsediği 10. stüdyo albümleri Lost Highway 19 Haziran 2007'de yayınlandı.Albüm bir çok ülkede listelere 1 numaradan giriş yaptı ve beklenenden daha iyi bir başarı elde ederek hiç hesapta yokken grubun yeniden büyük bir dünya turuna çıkmasına vesile oldu.

BAŞARILI TURNELER 2005-2008
Kasım 2005-Ağustos 2006 arası süren 2 milyon biletin satıldığı Have A Nice Day Turnesi toplamda 130 milyon dolar hasılat yaparak Rolling Stones un A Bigger Bang ve Madonna nın Confessions turnelerinin ardından 2006 yılın en çok hasılat yapan 3. turnesi olmayı başardı.Ancak grup Wembley Stadyumu'nun inşaatının yetişmemesi sebebi ile yeni Wembley'nin ilk konserini verme şansını 2 konserinde biletlerin tükenmiş olmasına ragmen kaçırdılar.Konserler aynı tarihte Londrada başka bir konser alanı olan Milton Kyenes'te gerçekleşti.

Have A Nice Day turnesinin üzerinden 1 yıl geçmiş olmasına rağmen gerçekleşen ve 9 ay süren Lost Highway turnesi boyunca grup Kuzey Amerika,Yeni Zelanda,Avusturalya,Birleşik Arap Emirlikleri,Japonya ve Avrupadaki bir çok şehirde 100 e yakın konser verdi.Grubun 2,157,675 hayranıyla buluştuğu Lost Highway turnesi 210.6 milyon dolarlık kazançla 2008 yılının en büyük turnesi olmayı başardı.

Grup bu arada hayırseverlik işlerinide aksatmadı.Have A Nice Day albümünün satışlarından elde edilen gelirden 1 milyon dolarlık bölümü Amerika'da Katrina Kasırgası'nda evlerini kaybeden ailelere bağışladılar. Bu bağışla yapılan 30'dan fazla evin bulunduğu bulvara "Bon Jovi Boulevard" adı verilmiştir.

Grup 14 Kasım 2006'da daha önce Beatles,Rolling Stones,U2,Madonna ve Elvis Presley gibi efsane isimlerin yer aldığı UK Music Hall Of Fame tarafından onurlandırıldı ve 7 Temmuz 2007'de küresel ısınmaya karşı mücadelede Dünya insanlarını bilinçlendirmek, durumun ciddiyetini vurgulamak amacıyla düzenlenen Live Earth ün New York sahnesidne yer aldılar.

THE CIRCLE: ROCK N ROLL' A DÖNÜŞ
Grup 2009'un ilk aylarında John Schanks'in yapımcılığını üstlendiği yeni albümleri için stüdyoya kapandı. Grup üyeleri Nisan ayında, grubun 25. yılına ithafen yayımlanacak olan, When We Were Beatiful adındaki belgeselin Tribeca Film Festivalindeki prömiyerine katılırken, [19] Jon Bon Jovi ve Richie Sambora Haziran ayında şarkı sözü yazarları ve bestecilerin onurlandırıldığı Songwriters Hall Of Fame tarafından ödüllendirildiler.[20] Grubun, 25. yılının ithafen hazırlanan When We Were Beatiful isimli belgesel ve 197 sayfalık kitap ile birlikte country denemesi Lost Highway albümünün ardından rock & roll'a geri dönüş olarak nitelendirdikleri 11. stüdyo albümü The Circle Kasım ayı içerisinde yayımlandı. Albüm Amerikan Billboard listesi başta olmak üzere bir çok ülkede listelere 1 numaradan giriş yaptı. 18 Ağustos 2009'dan itbaren radyolarda çalınmaya başlayan albümden yayımlanan ilk tekli We Weren't Born To Follow u gurup 52. Grammy ödüllerinde sahne alarak canlı olarak seslendirdi.
11 Şubatta Hawai'de başlayan, The Circle albümü için çıktıkları 135 konserlik dünya turnesi ile grup Keep The Faith turnesinden beri kariyerinin en geniş kapsamlı dünya turlarından birini gerçekleştirmekte. Gurup turne esnasında Nrew Jersey'de yeni inşa edilen New Meadowlands stadının açılışını verdiği 4 konserle gerçekleştirirken Londrada O2 Arenada 12 kapalı gişe konser verdiler.

Gurup 2010 yılının Ekim ayında The Circle turnesi kapsamında 15 sene aradan sonra ilk kez Güney Amerikada konserler verdi. Gurubun Kasım ayı içerisinde yayınladıkları 2 CD'den oluşan ve gurubun kariyerinin en büyük hitlerinin yanı sıra bu albüm için yazılmış 5 yeni şarkıyı içeren Greatest Hits albümünden yayınlanan ilk tekli "What do you got?" 28 Ağustos 2010'dan itibaren radyolarda çalınmaya başlandı ve 21 Eylül tarihinde ise tekli olarak yayımlandı. Gurup Kasım ayı içinde yeni teklileri Waht Do You Got? ı Global Icon ödülünü aldıkları Mtv Avrupa Müzik Ödülleri ve Amerikan Müzik Ödüllerinde seslendirdi.

The Circle turnesi $146.507.388 hasilat ve toplam 1.591.154 bilet satışı ile 2010 yılının en çok hasılat yapan turnesi oldu ve böylece gurup 2008 yılının bir numaralı turnesi Lost Highway turnesinin ardından üç sene içinde iki kez yılın en büyük turnesini gerçekleştirerek, tarihteki Rolling Stones ve Gretaful Dead ile bu başarıyı elde eden üçüncü gurup olmayı başardı.
27 Ekim 2010'da Bon Jovi'nin The Circle turnesinin 2011 Avrupa Turu kapsamında 8 Temmuz 2011 Cuma akşamı İstanbul Kazlıçeşme festival alanında konser vereceği gurubun resmi sitesinde açıklandı. Konserin biletleri 31 Ocak 2011 tarihinden itibaren satışa çıkmaya başlayacak.

Ozanisius
02-25-2008, 05:23 PM
Bu biyografinin en güzel yeri hiç şüphesiz 1986 1997 arası özelliklede Crossroad ve Always'ın 20 milyon sattığı BonJOvi'nin bir fenomen olduğu dönem

misslakers28
06-23-2009, 04:33 PM
muhakkak duymuşsunuzdurda ben yinede paylaşayım kitaplarımın arasında KARİYERİ FİLM OLURYOR die bir gazete kağıdı parçası buldum. Oscarlı belgeselci kopple ile anlaşmış 25 yıllık kariyerini anlatan bir film olacakmış.bu haber yayınlandımı sitemizde bilmiyorum.unutmuştum açıkcası bu haberi sonucundan haberdar olan varmı

dn'z
06-23-2009, 09:17 PM
muhakkak duymuşsunuzdurda ben yinede paylaşayım kitaplarımın arasında KARİYERİ FİLM OLURYOR die bir gazete kağıdı parçası buldum. Oscarlı belgeselci kopple ile anlaşmış 25 yıllık kariyerini anlatan bir film olacakmış.bu haber yayınlandımı sitemizde bilmiyorum.unutmuştum açıkcası bu haberi sonucundan haberdar olan varmı
Bahsettiğin şey When we were beautiful adlı bir belgesel ve kitap. Belgeselin ilk adı 25 years in black and white'dı ve kitap da daha önce hiç görülmemiş fotoğraflardan oluşuyor.

Aşağıdaki başlıklarda konuşmuştuk, bu linkerde daha fazla bilgi bulabilirsin.

http://www.bonjoviturkey.com/forum/showthread.php?t=611&highlight=25+years
http://www.bonjoviturkey.com/forum/showthread.php?t=746

Yalnız yönetmen değişti. Niye ve ne zaman bilmiyorum.